Boşanma sonrası süresiz yoksulluk nafakasına ilişkin yeni düzenleme için çalışmalar sürüyor. İlk taslakta nafaka süresinin evlilik süresine göre belirlenmesi öngörülürken, bu formülün değiştirilmesi gündeme geldi.
Yeni modelde evlilik süresinin yanı sıra tarafların yaşı, sağlık durumu, çalışma imkânı ve gelir seviyesi gibi kriterlerin de dikkate alınması planlanıyor. Düzenleme hazırlanırken kadın dernekleri, hukukçular, akademisyenler ve aile mahkemesi hâkimlerinin görüşleri alınacak.
Süresiz yoksulluk nafakasına ilişkin uzun süredir tartışılan düzenlemede yeni bir aşamaya geçildi. Boşanma sonrası nafaka yükümlülüğünün hangi şartlarda ve ne kadar süreyle devam edeceğine ilişkin farklı modeller üzerinde çalışılıyor.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN TALİMAT
Boşanma sonrası süresiz yoksulluk nafakasına ilişkin yeni düzenleme hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınların ve erkeklerin mağduriyet yaşamayacağı bir model oluşturulması için talimat verdi. Hazırlanan ilk taslakta değişikliğe gidilecek.
Hazırlanan ilk taslakta nafaka süresinin doğrudan evlilik süresine bağlanması öngörülüyordu. Ancak bu formülün farklı ekonomik ve sosyal koşullarda yeni mağduriyetlere yol açabileceği değerlendirilince çalışmanın yeniden ele alınmasına karar verildi.
İLK TASLAKTA EVLİLİK SÜRESİ ESAS ALINMIŞTI
İlk çalışmada, 10 yıla kadar süren evliliklerde 5 yıl, 10 yılı aşan evliliklerde ise evlilik süresinin yarısı kadar nafaka ödenmesi formülü gündeme gelmişti. Ancak bu sistemin her boşanma dosyasının kendine özgü şartlarını yeterince dikkate almayabileceği değerlendirildi.
Bu nedenle yalnızca evliliğin kaç yıl sürdüğüne bakılan sabit bir model yerine daha esnek bir formül üzerinde çalışılması bekleniyor.

YAŞ, SAĞLIK VE GELİR DURUMU DA HESABA KATILACAK
Yeni modelde nafaka süresinin belirlenmesinde birden fazla kriterin birlikte değerlendirilmesi planlanıyor. Tarafların yaşı, sağlık durumu, çalışma imkânı, mevcut gelir seviyesi ve ekonomik koşulları nafaka kararında dikkate alınabilecek.
Böylece aynı süre evli kalan ancak ekonomik ve sosyal şartları birbirinden farklı olan kişilere tek tip uygulama yapılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
HER DOSYAYA ÖZEL DEĞERLENDİRME
Hazırlanan modelin temelinde, nafaka süresinin her boşanma davasının kendi şartlarına göre belirlenmesi bulunuyor. Örneğin çalışma imkânı olmayan, sağlık problemi bulunan ya da ekonomik olarak tamamen eşine bağımlı durumda olan bir kişiyle düzenli geliri bulunan bir kişinin aynı koşullarda değerlendirilmemesi amaçlanıyor. Bu nedenle yeni sistemin yalnızca süreye değil, tarafların gerçek yaşam koşullarına göre şekillenmesi bekleniyor.
KİMLERDEN GÖRÜŞ ALINACAK?
Düzenleme hazırlık sürecinde farklı kesimlerin görüşüne başvurulacak. Kadın dernekleri, akademisyenler, hukukçular ve aile mahkemesi hâkimlerinin görüşleri çalışmaya dahil edilecek. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın da düzenlemeye katkı sunması bekleniyor.
Bu görüşmelerin ardından yeni nafaka modelinin daha net bir çerçeveye kavuşması hedefleniyor.

13'ÜNCÜ YARGI PAKETİ'NDE YER ALMAYACAK
Nafaka düzenlemesinin 13'üncü Yargı Paketi'ne dahil edilmesi bekleniyordu. Ancak çalışmaların henüz tamamlanmaması nedeniyle düzenlemenin bu pakette yer almayacağı belirtiliyor.
Yeni model üzerinde yapılacak değerlendirmeler ve alınacak görüşlerin ardından düzenlemenin ayrı bir yasal çalışma kapsamında gündeme gelmesi bekleniyor.
KRİTİK TARİH 30 HAZİRAN 2027
Süresiz nafaka konusunda takvimi belirleyen en önemli gelişmelerden biri de Anayasa Mahkemesi'nin kararı oldu. Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu'nun 175'inci maddesinde yer alan “süresiz olarak” ibaresini iptal etti.
30 Eylül'de Resmi Gazete'de yayımlanan karar için 9 aylık geçiş süresi tanındı. Buna göre iptal hükmü 30 Haziran 2027 tarihinde yürürlüğe girecek. Bu tarihe kadar nafaka sistemine ilişkin yeni yasal düzenlemenin hazırlanması amaçlanıyor.
GÖZLER YENİ FORMÜLDE
Yeni düzenlemenin hayata geçmesi halinde nafaka sisteminde önemli bir değişiklik yaşanabilir. Sabit süreli bir model yerine evlilik süresi, yaş, sağlık, çalışma imkânı ve gelir durumu gibi kriterlerin birlikte değerlendirildiği daha kapsamlı bir sistem üzerinde duruluyor.
Çalışmalar tamamlandığında hem nafaka ödeyen hem de nafaka alan tarafların durumunun ayrı ayrı değerlendirilmesi ve olası mağduriyetlerin azaltılması hedefleniyor.