Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık'ın oğlu Dorukhan Büyükışık, 13 Mayıs 2018'de evinin yakınlarındaki bir inşaat şantiyesinde ölü bulundu. Olay, kayıtlara 'intihar' olarak geçerken; İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dosya tekrar açıldı ve olayda görevli komiserler Atakan Kaçar (44), Deniz Asıcı (36), polis memurları Duygu Öztürk (35), Fikret Sarıaslan, Halil Arslandağ (55), Musa Erikçi (55), komiser yardımcısı Hüseyin Vurucu (49) ve Narlıdere Karakol Amiri İsmail Köksal (59) hakkında 'Görevi kötüye kullanma' suçundan 1 yıla kadar hapis istemiyle İzmir 21'inci Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Soruşturmanın devamında şantiyede bekçi olarak görev yapan Hüseyin Kaya (69), Hulusu Aras (77), Tayfun Çakmakçı (41) ile işçi Bilal Çelik (47) ve yakın bir bölgede bekçi Ali Gülbaşı (77) hakkında 'Kasten öldürme suçundan' müebbet hapis cezası istemiyle de iddianame hazırlandı. İddianame, İzmir 21'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edildi. Her iki dava sürerken, dosyalar birleştirildi. 13 sanık tutuksuz olarak İzmir 21'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaya başlandı.
8 yıl önce şantiyede ölü bulunmuştu! Emekli tümgeneralin oğlunun ölümünde yeni detaylar ortaya çıktı
İzmir'de 8 yıl önce inşaat şantiyesinde cesedi bulunan Dorukhan Büyükışık'ın (26) ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 26 sanık hakkında ek iddianame hazırlandı. İnşaat sahiplerinin de aralarında bulunduğu 17 sanık hakkında 5 yıla, polis memuru 9 sanık hakkında ise 7,5 yıla kadar hapis cezası istenilen iddianame, mahkemece kabul edilip devam eden davayla birleştirildi.
YENİ OPERASYON DÜZENLENDİ
Yargılama sürerken soruşturma genişletildi ve aralarında yargılanan 13 sanığın da bulunduğu 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından görevlendirilen İzmir İl Jandarma Komutanlığı TEM Şube Müdürlüğü ekipleri, 21 Mayıs'ta İzmir merkezli 9 ilde eş zamanlı operasyon başlattı. Haklarında gözaltı kararı bulunan inşaat firması sahipleri, polis memurları ve işçilerin aralarında bulunduğu toplam 26 şüpheli gözaltına alındı. İzmir İl Jandarma Komutanlığı TEM Şube Müdürlüğü'ndeki ifade işlemlerin ardından adliyeye sevk edilen, aralarında tutuksuz yargılanan 13 sanık ile Tanyer İnşaat Firması ortakları Mehmet Münir Tanyer ve oğlu Mehmet Taylan Tanyer, dönemin Narlıdere Emniyet Müdürü İsmail Yalçın ve Olay Yeri İnceleme Büro Amiri Atakan Kaçar'ın da yer aldığı toplam 26 şüpheli tutuklandı.
'HİÇBİR OLAY ZAMANA TERK EDİLEMEZ'
Olayla ilgili ek iddianame hazırlandı. İddianamede; hukuk devletinde hiçbir olayın zamanın akışına terk edilemeyeceği ve adalet arayışının toplum hafızasında canlı kaldığı sürece devletin gerçeği araştırma yükümlülüğünün de devam edeceği belirtildi. Bu anlayışla 2018 tarihinde yaşanan ve aradan geçen süreye rağmen kamuoyunun vicdanında cevabı aranan bir olay olarak varlığını sürdüren maktul Dorukhan Büyükışık'ın ölüm olayı ile ilgili maddi gerçeğin hiçbir yönü ile karanlıkta kalmayacak şekilde ortaya çıkarılması amacıyla soruşturma yürütüldüğü vurgulandı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında delil süreçlerine müdahale edilmiş olabileceğine, bazı delillerin gizlenmiş, değiştirilmiş veya soruşturmanın sağlıklı yürütülmesini engelleyebilecek şekilde işleme tabi tutulduğuna dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğunun tespit edildiği belirtildi.
'DARP SONUCU ÖLDÜRÜLMÜŞ OLABİLECEĞİ KANAATİNE VARILDI'
İddianamede; Tanyer Yapı Anonim Şirketi'ne ait 'Bulut Orman Evleri' isimli inşaat şantiye alanında 7 katlı apartman bloğunun önünde cesedi bulunan Dorukhan'ın, sırt bölgesine sert ve etkili bir şekilde demir çubuk ile vurularak darp edilmek suretiyle öldürülmüş olabileceği kanaatine varılarak tüm şüpheliler hakkında 'Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme' suçundan operasyon yapıldığının altı çizildi. Dosyada yer alan 30 Temmuz 2018 tarihli otopsi raporunda ölümün, genel beden travmasına bağlı çok sayıda kosta (kaburga) kırığı ile iç organ yaralanmalarına bağlı iç kanama sonucu meydana geldiği belirtilmiş, travmatik bulguların oluşum mekanizmasının adli tahkikatla aydınlatılmasının uygun olduğu ifade edildiği, bu nedenle iddianamenin yüksekten düşme ihtimalini bilimsel olarak dışlayan bir ön kabul üzerine değil, ölüm mekanizmasının aydınlatılması için gerekli delillerin akıbeti üzerine kurulduğu aktarıldı.