MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Özgür Özel’in söylem ve politik tavrını eleştirerek “ayrıştırıcı dil ve üslup” vurgusu yaptı. Bahçeli, Özel’in Türkiye’nin istikrar ve güven ortamına zarar verdiğini savunarak, Atatürk mirası ve milli değerler üzerinden yürütülen siyasete tepki gösterdi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP’de “mutlak butlan” süreci sonrası derinleşen iç tartışmalara ilişkin Türkgün Gazetesi’ne konuştu. Bahçeli, “CHP kurumsallığına yakışmayan gelişmeler siyasi kültürümüze ve demokrasimize zarar veriyor” dedi.
"NİFAK İTTİFAKI DOĞABİLİR"
"Mutlak butlan" kararı sonrası CHP'de derinleşen kriz ve ortaya çıkan "paralel liderlik" yapısı hakkında konuşan MHP Lideri Devlet Bahçeli, muhalefet partilerinin bir kısmının sürecin başından itibaren Özel'in yanında hizalanmasının yeni parti süreciyle beraber Türk siyasetinde yeni ittifakların kapısını aralayabileceğini belirtti.
Bahçeli, "Özellikle İP Genel Başkanının Kemal Kılıçdaroğlu'nu muhatap almayacağını açıklaması ve CHP'nin bayramlaşma programında İP ve Zafer Partisi'nin paralel liderlikle bayramlaşmayı tercih etmesi, CHP'de parti içi muhalefetle başlayan ve nifak hareketine dönen süreci, Türk siyasetinde nifak ittifakına dönüştürebilecektir. Zira İP ve Zafer Partisinin siyasî hayatlarını devam ettirebilmeleri için böylesi bir ittifak, parlamentoya yeniden girmeleri açısından bulunmaz bir fırsat olacaktır" dedi.
CHP'de yaşananların yalnızca parti içi bir mesele olmadığını belirten Bahçeli, sürecin Türkiye'nin demokratik kültürü, siyasal kurumları ve toplumsal huzuru üzerinde etkiler doğurabilecek boyuta ulaştığını söyledi.
"CHP'DE PARALEL BİR MERKEZ OLUŞTURULDU"
Özgür Özel'in fiili bir müdahaleyle TBMM Grup Başkanlığı'na geçtiğini ve CHP içinde yeni bir güç merkezi oluşturduğunu ileri süren Bahçeli, "Sayın Özel, kanunda tanımlanan genel başkanlık statüsüne karşı CHP'nin fiili lideri pozisyonunu almaktadır" değerlendirmesinde bulundu.
CHP'de ortaya çıkan ikili yapının temsil krizine dönüştüğünü ifade eden Bahçeli, Kurban Bayramı'nda Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel tarafından ayrı bayramlaşma programları düzenlenmesini ve Meclis Grup Toplantısı'nın Kılıçdaroğlu'nun bilgisi dışında gerçekleştirilmesini buna örnek gösterdi.
“CHP KURUMSALLIĞINA YAKIŞMIYOR”
Devlet Bahçeli, CHP’de yaşanan gelişmeleri değerlendirerek sürecin siyasi kültüre zarar verdiğini ifade etti.
Bahçeli, sürece ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Yaşanan gelişmeler CHP kurumsallığına yakışmayan bir seviyeden siyasi kültürümüze ve demokrasimize zarar verici bir noktaya doğru ilerlemektedir.
Hatırlanacağı gibi 21 Mayıs 2026 Perşembe günü Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi, CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38’nci Olağan Kurultayı’nın mutlak butlanla sakat olduğuna karar vermiştir. Bunun üzerine yaptığımız açıklamalarda özetle Sayın Kılıçdaroğlu ile Sayın Özel’in bir araya gelerek CHP kurumsal kimliğini koruyacak ve geleceğe taşıyacak ortak bir iradenin oluşmasını temenni ettiğimizi ifade etmiş, CHP’de bir arınma sürecini müteakip süratle kongreye gidilmesinin yerinde olacağını belirtmiştik.
Mutlak butlan kararının verildiği ilk gün tarafların açıklamaları ortaklaşmak için bir umut oluşturmuş olsa da sonrasında gelişen olaylar CHP içerisinde bir uzlaşmadan süratle uzaklaşıldığını göstermektedir. Manevi iklimiyle barış, huzur ve kardeşlik zemini olan bayram; CHP açısından kucaklaşmak yerine kutuplaşmanın derinleştiği, kaybedilmiş bir zamana dönüşmüştür."
“UZLAŞI ÇAĞRILARI KARŞILIK BULMADI”
CHP içindeki krizin derinleştiğini belirten Bahçeli, MHP’nin daha önce yaptığı çağrılara da değindi.
Bahçeli, “Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) mutlak butlan kararıyla başlayan parti içi kriz, kısa sürede çözümsüzlüğe evrilmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak sorumlu siyaset anlayışımızın gereği taraflara önerdiğimiz diyalog ve uzlaşı çağrısı bu güne kadar karşılık bulmamıştır. CHP içerisindeki iç çekişme önce taraflar arasında çatışmaya dönüşmüş, sonrasında ise yol ayrımına zemin hazırlamıştır.” dedi.
“SİYASİ KRİZ TOPLUMSAL HUZURA YANSIMAMALI”
Bahçeli, yaşananların yalnızca parti içi bir mesele olarak kalması gerektiğini belirterek şu uyarıda bulundu:
“Türkiye’nin hem siyasal istikrarı hem de terörsüz, huzurlu bir gelecek hedefi açısından en önemli unsur, rekabetin kurumsal sınırlar içinde kalması ve siyasi mücadelenin toplumsal fay hatlarını derinleştirmeyecek bir dil ile yürütülmesidir. Türkiye’nin terörle mücadele ve toplumsal bütünleşme hedefleri, güvenlik politikaları yanında siyasi istikrara ve toplumsal uzlaşmaya da bağlıdır. Ülkemizi yakından etkileyen bölgesel gelişmelerin ve terörsüz Türkiye sürecine ilişkin önemli aşamaların kaydedildiği bir dönemde beklentimiz, toplumsal huzuru zafiyete düşürecek söylem ve eylemlerden kaçınılmasıdır. Milli iradenin temsilcisi olan siyasi partilerin ve siyasetçilerin bu sorumluluk bilinciyle hareket etme mecburiyeti bulunmaktadır.”

“HUKUK VE DEMOKRASİ ZEMİNİ ESAS OLMALI”
Yargı süreçlerine işaret eden Bahçeli, tartışmaların hukuk içinde çözülmesi gerektiğini söyledi.
Bahçeli, “CHP’deki giderek sertleşen liderlik mücadelesi, mevcut kutuplaşma ortamını daha da derinleştirme potansiyeli taşımaktadır. Özellikle tarafların birbirlerini siyasi rakipten ziyade meşruiyet sorunu üzerinden değerlendirmesi siyasi dilin sertleşmesine, sosyal ve konvansiyonel medya merkezli gerilimlerin artmasına, toplumsal uzlaşma zemininin daralmasına ve kurumsal kimliğe duyulan güvenin zarar görmesine neden olmaktadır. Siyasetin temelde kanunlara ve etik kurallara uygun bir zeminde yürütülmesi esastır. Hukuken sakat olduğu tespit edilmiş bir işlemde mağdurun korunması hukuk güvenliğinin gereğidir.
Türkiye’nin köklü bir partisi olan CHP’de yaşanmakta olan gerilimin yaygınlaşması toplumsal barış gibi geniş siyasi mutabakat gerektiren milli meselelerde ortak zemin oluşturulmasını zorlaştırabilecek, kamuoyu enerjisi terörsüz Türkiye veya reform gündemlerinden ziyade parti içi tartışmalara yönelebilecektir. Tarihsel olarak toplumsal gerilim dönemlerinde radikal söylemler daha görünür hale geldiğinden kutuplaşma üzerinden beslenen marjinal aktörlere alan açılabilecektir. Bu nedenle CHP içinde yaşanabileceği ileri sürülen olası bir ayrışma, yalnızca bir parti meselesi olarak görülmemelidir. Türkiye’nin demokratik kültürü, siyasal kurumlaşma düzeyi ve toplumsal huzur ortamı üzerinde de etkiler üretebilecektir." ifadelerine yer verdi.
ATATÜRK ÜZERİNDEN TOPLUMU AYRIŞTIRMA MİZANSENİNİN TEHLİKELİ BİR PARÇASI OLMUŞTUR
Bahçeli, Özgür Özel’in TBMM ve Anıtkabir yürüyüşü hakkında da konuştu. Özel’in Türkiye’nin istikrar ve güven ortamına zarar verdiğini savunarak, Atatürk mirası ve milli değerler üzerinden yürütülen siyasete tepki gösterdi.
Bahçeli'nin kullandığı cümleler şu şekilde:
"Özgür Özel’in Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Anıtkabir yürüyüşleri Türk siyasetinde gerilimli fay hatlarını tetikleyici bir harekete yöneliktir. Zira Gazi Meclis ve Anıtkabir, siyasetin aktüel tartışmalarının dışında, Türk milletinin birlik ve beraberliğini temsil eden millî hafıza mekânlarıdır. Türk milletinin müşterek değerlerini ifade eden millî hafıza mekânlarında yaptığı politik açıklamalarla Özel, demokrasinin, hukuk devletinin ve Atatürk mirasının yegâne temsilcisi olarak kendisini göstermeyi amaçlamaktadır. Zira bütün Türk gençliğinin kalbine nakşettiği Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini, Anıtkabir’de okutması Atatürk üzerinden toplumu ayrıştırma politikasının ve mizanseninin tehlikeli bir parçası olmuştur.
Politik amaçlar uğruna millî hafıza mekanlarının ve millî kahramanların suistimali, bunlar üzerinden “ya bizdensiniz ya da onlardan” mealinde toplumu ayrıştırıcı dil ve üslup, iç cepheyi tahkim etmeye çalıştığımız bu dönemde, bölgemizdeki ülkeleri istikrarsızlaştırmaya dayalı emperyalist oyunun Türkiye’deki izdüşümünü teşkil etmektedir.
Özgür Özel ayrıştırıcı dil ve üslubuyla, Türkiye’nin istikrar ve güven ortamına mugayir hareketleriyle ve saatlerce sufle aldığı odaklardan gelen istekleri sorgusuz uygulama iradesiyle ne Anıtkabir’in bekçisi, ne Atatürk’ün mirasçısı, ne de Türk gençliğinin lideri olma potansiyeline sahiptir. Bir dönem yönettiği CHP’de ortaya çıkan ve her biri ahlak ve etik sorunu olan meselelere karşı güçlü bir şekilde tavır almaktan imtina eden, partisine yönelik iddiaların üzerine gitmektense üstünü örtmeyi yeğleyen birisi Atatürk’ün mirasçısı ve Türk gençliğinin öncüsü olamaz.
Milletvekilliği, grup başkan vekilliği, grup başkanlığı ve genel başkanlık yapan Özgür Özel’in; devlet adabından, CHP’nin tarihî ve kurumsal kimliğinden kopuk; Türk siyasî hayatının hafızasını doğru okuyamayan ve Türk milletini politik ajandasındaki gündem maddeleri doğrultusunda provoke eden görünüşte “ergen devrimciliği” ne CHP, ne de Türkiye için sorumlu bir siyaset anlayışını barındırmamaktadır."
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİ ÖNCELİĞİMİZDİR”
MHP lideri, Türkiye’nin genel siyasi hedeflerine de değindi:
“Türkiye’nin hem siyasal istikrarı hem de terörsüz, huzurlu bir gelecek hedefi açısından en önemli unsur, rekabetin kurumsal sınırlar içinde kalması ve siyasi mücadelenin toplumsal fay hatlarını derinleştirmeyecek bir dil ile yürütülmesidir. Türkiye’nin terörle mücadele ve toplumsal bütünleşme hedefleri, güvenlik politikaları yanında siyasi istikrara ve toplumsal uzlaşmaya da bağlıdır. Ülkemizi yakından etkileyen bölgesel gelişmelerin ve terörsüz Türkiye sürecine ilişkin önemli aşamaların kaydedildiği bir dönemde beklentimiz, toplumsal huzuru zafiyete düşürecek söylem ve eylemlerden kaçınılmasıdır. Milli iradenin temsilcisi olan siyasi partilerin ve siyasetçilerin bu sorumluluk bilinciyle hareket etme mecburiyeti bulunmaktadır.”
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE GÜNDEMİ GÖLGEDE KALABİLİR”
Bahçeli, CHP’de yaşanan iç gerilimin Türkiye’nin geniş mutabakat gerektiren temel meselelerini gölgeleyebileceğini belirterek özellikle “Terörsüz Türkiye” hedefine dikkat çekti.
Kamuoyunun enerjisinin reform ve terörle mücadele gibi milli hedefler yerine CHP içindeki tartışmalara yönelmesinin risk oluşturduğunu ifade eden Bahçeli, bu durumun ortak zemin üretimini zorlaştırabileceğini söyledi.
“MİLLİ HAFIZA MEKANLARI SİYASİ GERİLİMİN PARÇASI OLAMAZ”
Anıtkabir ve TBMM yürüyüşlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, bu iki yapının Türk milletinin birlik ve beraberliğini temsil eden milli hafıza mekanları olduğunu söyledi.
Bu alanların siyasi çekişmelere konu edilmemesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, söz konusu yürüyüşlerin siyasi gerilim hatlarını daha da tetikleyebileceğini ileri sürdü.
Bahçeli, "Özgür Özel ayrıştırıcı dil ve üslubuyla, Türkiye’nin istikrar ve güven ortamına mugayir hareketleriyle ve saatlerce sufle aldığı odaklardan gelen istekleri sorgusuz uygulama iradesiyle ne Anıtkabir’in bekçisi, ne Atatürk’ün mirasçısı, ne de Türk gençliğinin lideri olma potansiyeline sahiptir. Bir dönem yönettiği CHP’de ortaya çıkan ve her biri ahlak ve etik sorunu olan meselelere karşı güçlü bir şekilde tavır almaktan imtina eden, partisine yönelik iddiaların üzerine gitmektense üstünü örtmeyi yeğleyen birisi Atatürk’ün mirasçısı ve Türk gençliğinin öncüsü olamaz." dedi.
“ATATÜRK MİRASINI TEKELLEŞTİRME ÇABASI DOĞRU DEĞİL”
Özgür Özel’in Anıtkabir’de Gençliğe Hitabe okutmasına da değinen Bahçeli, bu tür sembolik adımların kendini tek temsil makamı gibi gösterme çabasına dönüşebildiğini söyledi.
Bu yaklaşımın toplumsal ayrışmayı artırabileceğini belirten Bahçeli, Atatürk mirasının herhangi bir siyasi yapının tekeline bırakılamayacağını ifade etti.
“NE ANITKABİR’İN BEKÇİSİ NE DE GENÇLİĞİN LİDERİ”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i eleştiren Bahçeli, partisine yönelik iddialar karşısında güçlü bir tutum alınmadığını öne sürdü.
“Partisine yönelik iddiaların üzerine gitmek yerine üstünü örtmeyi tercih eden birisi Atatürk’ün mirasçısı ve Türk gençliğinin öncüsü olamaz” diyen Bahçeli, bu yaklaşımın siyasi sorumlulukla bağdaşmadığını vurguladı.
“ERGEN DEVRİMCİLİK SİYASİ ÜSLUP HALİNE GELDİ”
CHP’deki siyasi dili sert sözlerle eleştiren Bahçeli, ortaya konulan tavrın devlet geleneği ve kurumsal siyasetle örtüşmediğini ifade etti.
Bu yaklaşımı “ergen devrimciliği” olarak nitelendiren Bahçeli, siyasetin gösteri ve nümayiş üzerinden değil, olgun bir devlet aklıyla yürütülmesi gerektiğini söyledi.
“İŞBİRLİKÇİ VE HAİN SÖYLEMİ BASKI ARACINA DÖNÜŞÜYOR”
Parti içi tartışmalara da değinen Bahçeli, farklı düşünenlerin “hain” veya “işbirlikçi” şeklinde yaftalanmasının siyasi kültürü zedelediğini belirtti.
Bu tür söylemlerin parti içinde baskı oluşturduğunu ifade eden Bahçeli, bunun demokratik teamüllerle bağdaşmadığını dile getirdi.
"CHP’de arınma sürecine dayanan gayrı ahlaki ve yolsuzluk dosyalarının gün yüzüne çıkmasıyla teşkilatlarda kendisine yönelik desteğin azalması tehlikesine karşı kendisinden olmayan herkesi peşinen iktidar işbirlikçisi ve hain olarak damgalamak ise Özel’in sorunlu siyaset anlayışının bir yansımasıdır." ifadelerine yer verdi.

“FİZİKİ MÜCADELE SÖYLEMİ AÇIKLIĞA KAVUŞTURULMALI”
Özgür Özel’in “fiziki mücadele” ifadelerine de tepki gösteren Bahçeli, bu sözlerin ne anlama geldiğinin netleştirilmesi gerektiğini söyledi.
Gezi Parkı olaylarının yıl dönümüne denk gelen bu tür söylemlerin dikkat çekici olduğunu belirten Bahçeli, kamu düzenini etkileyebilecek ifadelerin hassasiyetle ele alınması gerektiğini ifade etti.
“SOKAĞA TAŞINAN SİYASET TEHLİKELİDİR”
Parti içi tartışmaların sokaklara taşınmasının ciddi riskler barındırdığını söyleyen Bahçeli, demokratik tepki ile kamu düzenini tehdit eden eylemler arasındaki çizginin korunması gerektiğini vurguladı.
Bu çizginin aşılmasının Türkiye’nin huzur ve istikrarına zarar verebileceğini belirtti.
“FETÖ VE DIŞ ETKİLERE KARŞI DİKKAT”
Bahçeli, Türkiye’nin geçmişte siyaset dışı müdahaleler ve FETÖ operasyonlarıyla karşılaştığını hatırlatarak siyasi süreçlerin dış etkilere açık hale gelmemesi gerektiğini söyledi.
CHP’nin yönünün tartışmalı bağlantıları olan çevrelerce belirlenmemesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, sağduyunun korunmasının önemine işaret etti.
“YENİ PARTİ SENARYOLARI GÜNDEMDE OLABİLİR”
CHP’deki gelişmelerin yeni siyasi oluşum ihtimallerini gündeme getirebileceğini ifade eden Bahçeli, bazı temas ve açıklamaların bu yönde yorumlanabileceğini söyledi.
“DİRENEN LİDER ALGISI OLUŞTURULUYOR”
Son dönemdeki miting ve görüntüleri de değerlendiren Bahçeli, bazı eylemlerin bilinçli şekilde “direnen lider” algısına dönüştürüldüğünü ileri sürdü.
Bu tür stratejilerin siyaseti gerçek zeminden uzaklaştırabileceğini ifade etti.
Bahçeli, "Özel’in sokak mitingleri ve nümayişleri de “CHP’yi iktidar işgalinden geri alma gayreti” mizanseniyle toplumsal muhalefete yönelik “son umut, direnen lider” PR (piar) çalışmalarının bir ürünü olarak kabul edilebilir. Zira, Özel’in yaptığı mitinglerde marjinal sol grup oluşumlarının yer alması, zafer işareti ile bozkurt işareti yapanların aynı karede servis edilmesi, Özel’i toplumsal muhalefetin doğal lideri olarak lanse etme amacının da bir parçasıdır. Nitekim İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sosyal medya mecrasından yapmış olduğu açıklamada mutlak butlan davasını kendisine yönelik siyasî operasyonun devamı olarak göstermesi ve bütün toplumu cumhuriyet ve demokrasiye sahip çıkma daveti de bu kurgunun ürünüdür." dedi.
“9 EYLÜL ÇAĞRISI: ARINMA VE KURUMSAL YENİLENME”
Bahçeli, daha önce yaptığı öneriyi yineleyerek CHP'de arınma ve durulma süreci başlatılması gerektiğini söyledi. Mevcut üyelik yapısının yenilenmesini ve yenilenmiş üyelerle 9 Eylül'de kongreye gidilmesini öneren Bahçeli, Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkan olduğunu belirterek CHP'nin yeniden birleşmesi ve kenetlenmesi gerektiğini ifade etti.