Adalet Bakanı Akın Gürlek, eski Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay’ın ailesini bugün saat 10.00'da kabul etti.
Görüşmede, kendi silahıyla intihar ettiği ileri sürülen Oktay’ın şüpheli ölümünün aydınlatılmasına yönelik talepler gündeme geldi.
Oktay’ın ailesi, ölüm olayında FETÖ’nün rolü bulunduğunu ve dosyanın yeniden ve kapsamlı şekilde incelenmesini talep ediyor.
Adalet Bakanı Gürlek'in Behçet Oktay’ın oğlu Burak Oktay ve kız kardeşi Şule Oktay ile görüşmesinden ilk kareler...


Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için Adalet Bakanlığı'na bağlı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı oluşturulmuş ve önemli dosyalar aydınlığa kavuşturulmuştu.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, yaptığı bir açıklamada yaklaşık 680 zamanaşımına uğramamış dosyanın incelendiğini söyledi.

BAKAN GÜRLEK, UĞUR MUMCU'NUN AİLESİYLE DE BİR ARAYA GELDİ
Adalet Bakanı Akın Gürlek bugün ayrıca 24 Ocak 1993'te Ankara'da evinin önünde bombalı suikastla hayatını kaybeden araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu'nun ailesiyle de görüştü.
Yaklaşık 1,5 saat süren görüşmede, Uğur Mumcu suikastı dosyasındaki son durum ile yürütülen yeni çalışmaların ele alındığı belirtildi.
Suikasta ilişkin yürütülen soruşturmada yıllar içinde çeşitli davalar açılırken, dosya kapsamında firari sanık Oğuz Demir hakkındaki yargılama Ankara 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor.


BEHÇET OKTAY VE KARANLIKTA KALAN SORULAR
Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Daire Başkanı Behçet Oktay’ın 25 Şubat 2009 gecesi Ankara Dikmen’de kendi aracında vurulmuş halde bulunması, Türkiye’nin yakın tarihine damga vuran en kritik ve şüpheli olaylardan biri olmaya devam ediyor. Olay yerine intikal eden ekipler tarafından ağır yaralı olarak Gazi Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılan Oktay, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Soruşturmanın ilk anından itibaren kamuoyuna "intihar" olarak yansıyan bu ölüm, geride cevapsız onlarca soru işareti ve adli skandallar zinciri bıraktı.
ADLİ İNCELEMELERDEKİ ÇELİŞKİLER VE DELİL KARARTMA ŞÜPHELERİ
Olayın ardından yürütülen adli süreç, başından itibaren ciddi çelişkilere sahne oldu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ilk etapta takipsizlik kararı vermesine karşın, Oktay ailesinin kararlı duruşu ve Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yaptığı itiraz meyvesini verdi. Mahkemenin takipsizlik kararını kaldırmasıyla olay gecesi Oktay’ın yanında bulunan H.K. hakkında "adam öldürmek" ve "6136 sayılı Kanun'a muhalefet" suçlamasıyla iddianame hazırlandı. Ancak Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen yargılama sonucunda sanık H.K.’nın beraat etmesi, cinayet şüphelerini ortadan kaldırmadığı gibi olayı tamamen belirsizliğe sürükledi.
Dosyadaki en somut çelişkiler ise otopsi ve adli tıp raporlarında ortaya çıktı:
Atış Artıkları ve El Tercihi: Behçet Oktay’ın sağ elini kullandığı bilinmesine rağmen, yapılan kriminal incelemelerde atış artıklarının sol elinde tespit edilmesi "silahı başkası mı kullandı?" sorusunu doğurdu.
Fiziksel Darp ve Kırıklar: Otopsi raporlarında Oktay’ın vücudunda, özellikle kaburga ve yüz bölgesinde ölüm anından hemen önce meydana geldiği değerlendirilen darp izleri ve kırıklar saptandı.
Olay Yeri İnceleme Kusurları: Aracın içerisindeki mermi kovanları, silaha ait parmak izi incelemeleri ve delil toplama süreçlerinde yapılan usulsüzlükler, soruşturmanın karartılmaya çalışıldığı yönündeki iddiaları güçlendirdi.

“ÖLDÜRÜLMEDEN BİR HAFTA ÖNCE ‘ÇOK ÜZERİME GELİYORLAR” DİYORDU"
Behçet Oktay'ın kız kardeşi Şule Oktay; geçmiş yıllarda yaptığı açıklamada, ağabeyinin ölümünün intihar değil, cinayet olduğunu söylemişti.
Gerek soruşturma gerekse dava kısmında olayın kapatılmaya çalışıldığını ifade eden Oktay, ağabeyinin ölümünde FETÖ'nün parmağı olduğunu savunmuştu.
15 Temmuz'daki darbe girişiminin ardından görevden uzaklaştırılan ya da tutuklanan bazı emniyet ve yargı mensuplarının, ağabeyinin öldürülmesiyle alakalı olduklarını düşündüklerini kaydeden Oktay, şöyle konuşmuştu:
“Ağabeyimi öldürmeden önce dinlemeye, teknik takibe almışlar. Bu talimatı veren kim? Ramazan Akyürek. Ağabeyimin ölümünde çok ciddi bir FETÖ parmağı var. Sonrasında soruşturmayı ve davayı kapatmalarından da bu belli oluyor. Ölümünü yeterince incelemediler. Ağabeyim, öldürülmeden bir hafta önce 'Çok üzerime geliyorlar.' diyordu. Ağabeyim, o dönemde FETÖ'nün çok ciddi şeylerini yakaladı. Fetullahçıların nerelere uzandığını kimsenin kestirmesi mümkün değil. Ergenekon'dan içeri atabilirlerdi ama bunları yapmadılar ve ağabeyimi öldürdüler. Yanına kadar gelebilen insanlar öldürdü. Ağabeyimin o dönem söylediği şeyler bu yöndeydi. Darbe girişiminin ardından FETÖ'nün yargı ve emniyetten temizlenmesiyle, davanın tekrar açılması için adımlar atacağız. Artık gerçek ortaya çıkmalı.”
