Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İran-İsrail savaşına ilk tepki! "İsrail süreci zehirledi"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “AK Parti İstanbul İl Teşkilatı İftarı”nda gündeme ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını kınadığını söyleyen Erdoğan, "Komşumuz İran’a yönelik, Benjamin Netanyahu’nun kışkırtmalarıyla başladığı ifade edilen Amerika–İsrail saldırılarından derin bir üzüntü ve endişe duyuyoruz" dedi. Erdoğan ayrıca müzakere sürecini İsrail'in zehirlediğini belirtti.

Google Haberlere Abone ol
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İran-İsrail savaşına ilk tepki! "İsrail süreci zehirledi"

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi Hangar İstanbul'da partisinin İl Teşkilatı İftar Programı'na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan programda gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

"SALDIRILAR NETANYAHU'NUN KIŞKIRTMALARIYLA BAŞLADI"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasının satırbaşları şu şekilde;

"Türkiye olarak bu mübarek günlerde bölgemizde ve İslam dünyasında huzur, barış ve istikrarın hâkim olması için çaba gösterirken, komşumuz İran’a yönelik, Benjamin Netanyahu’nun kışkırtmalarıyla başladığı ifade edilen Amerika–İsrail saldırılarından derin bir üzüntü ve endişe duyuyoruz.

"İSRAİL SÜRECİ ZEHİRLEDİ"

Bölgemizin yeni bir çatışma sarmalına sürüklenmesini asla arzu etmiyoruz. Biz, sorunların diyalogla, diplomasiyle ve sağduyuyla çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Türkiye olarak her zaman barışın, istikrarın ve kardeşliğin yanında olmaya devam edeceğiz.

Malumunuz diplomasi masasında çözülmesi için çok emek verdik. Müzakere süreci çeşitli nedenlerle aşılamadığı, ayrıca İsrail’in süreci zehirleme çabaları devam ettiği için arzu edilen netice alınamamıştır.

"SALDIRILARI ESEFLE KINIYORUZ"

İran’ın egemenliğini açıkça ihlal eden ve dost, kardeş İran halkının huzuruna kasteden bu sabahki saldırıları esefle karşılıyoruz. Aynı şekilde, her ne sebeple olursa olsun Körfez’deki kardeş ülkelere yönelik İran tarafından gerçekleştirilen füze ve drone saldırılarını da kabul edilemez buluyoruz.

"ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ"

Gelişmeleri an be an takip ediyoruz. Hudut ve hava sahamız açısından zaten bir sorun yok. Her türlü tedbir en üst seviyede alınıyor. Biz, Türkiye olarak ilk günden beri olduğu gibi sorunların suhuletle, diyalogla ve diplomasiyle çözümü noktasında üzerimize düşeni yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. Bu sabahtan itibaren gerek Dışişleri Bakanımız, gerek Millî İstihbarat Teşkilatı Başkanımız ve ilgili tüm kurumlarımız muhataplarıyla yoğun temas hâlindedir.

Türkiye, bölgemizde barışın, istikrarın ve güvenliğin tesisi için yapıcı ve sorumlu tutumunu kararlılıkla sürdürecektir.

"TÜRK SİYASETİNİN EN KARA GÜNLERİNDEN BİRİ: 28 ŞUBAT "

Değerli kardeşlerim, bugün Türk siyasi tarihinin en kara günlerinden biri olan 28 Şubat müdahalesinin 29’uncu yıl dönümü. Evet, demokrasimizin kalbine zehirli bir hançer gibi saplanan 28 Şubat postmodern darbesinin üzerinden tam 29 yıl geçti.

Öncelikle şunu ifade etmek isterim: Postmodern darbe olarak nitelenen 28 Şubat müdahalesi; 27 Mayıs Darbesi’ın, 12 Mart Muhtırası’nın ve 12 Eylül Darbesi’nin yeni bir halkasıdır. Darbeler zincirinin devamıdır. Aynı halk düşmanı zihniyetin, aynı mütekebbir ideolojinin eseridir.

Öne sürülen bahaneler, kullanılan araçlar değişse de hedef değişmemiştir. Daha önceki tüm darbelerde olduğu gibi 28 Şubat’ta da hedef milletin iradesi, milletin tercihi olmuştur.

"GERİDE DEVASA BİR ENKAZ BIRAKTI"

28 Şubat geride devasa bir enkaz bıraktı. Hem ekonomik, hem sosyal, hem de bireysel anlamda ciddi travmalara yol açtı. Bilhassa Türk demokrasisi ve Türkiye ekonomisi telafisi yıllar sürecek ağır yaralar aldı. Yapılan hesaplamalar, 28 Şubat müdahalesinin Türkiye’ye 381 milyar dolar zarar verdiğini ortaya koyuyor.

Bununla birlikte yüz binlerce insanımız; inançlarından, görüşlerinden, dış görünüşlerinden dolayı mağdur edildi. 28 Şubat özellikle kadınların ve kız çocuklarının hayatında derin, travmatik izler bıraktı. Üniversite kapılarındaki “ikna odalarında” başörtülü öğrencilere psikolojik baskı uygulandı. Bu kardeşlerimiz okullara alınmadı, binlercesi eğitimini yarım bırakmak zorunda kaldı. Katsayı uygulaması ve sekiz yıllık kesintisiz eğitim dayatmasıyla imam hatip okullarının ve meslek liselerinin önü kesildi.

"BİN YIL SÜRECEK DENİLEN KARANLIK GÜNLERDEN GEÇTİK"

Değerli kardeşlerim, gerçekten çok meşakkatli, çok zor, çok sancılı bir dönem yaşadık. “Bin yıl sürecek” denilen, ışığın zerresinin dahi görünmediği karanlık günlerden geçtik. Partilerimizi kapatarak “size siyaset yaptırmayacağız” dediler. Uyduruk yargı kararlarıyla bizi siyasetten tasfiye etmeye çalıştılar. Hatta çıkıp utanmadan “muhtar bile olamazsınız” dediler.

Önümüze duvar ördüler, engeller çıkardılar. Bizi millete hizmet yolundan alıkoymak için her türlü hukuksuzluğu sergilediler. Ama biz bunların hiçbirine boyun eğmedik. Karamsarlığa kapılmadık.

Kaynak: Medyatava Haber Merkezi
Sıradaki Haber İçin Sürükleyin