Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "mutlak butlan" açıklaması! "Muhalefetin tek gündemi koltuk kavgası"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yenilenebilir enerji yatırımları töreninde enerji arz güvenliğini “milli güvenlik meselesi” olarak tanımladı. Türkiye’nin enerji hedeflerini açıklayan Erdoğan’ın mesajları, CHP’de yaşanan kurultay krizi tartışmalarının sürdüğü siyasi gündemle birlikte değerlendirildi. Erdoğan, "Ne ülkenin meseleleriyle ilgileniyorlar ne de dünyada ne olup bittiğini takip ediyorlar, gündemlerinde sadece koltuk kavgası var." ifadelerini kullandı.

Google Haberlere Abone ol
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan "mutlak butlan" açıklaması! "Muhalefetin tek gündemi koltuk kavgası"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni'nde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarının satır başları şöyle oldu:

SEKTÖRÜMÜZ İÇİN HAYIRLI OLMASINI DİLİYORUM

Bugün artık geleneksel hale gelen bir törenimizi icra etmek üzere bir aradayız. Hizmet ve eser siyasetimizin bir nişanesi olarak her sene yenilenebilir enerji yatırımlarımızın toplu açılışlarını bahar aylarında gerçekleştiriyoruz. Geçen yıl yine burada toplam 6.818 megawatt kurulu güce sahip 5 milyar dolarlık enerji yatırımlarını devreye almıştık.

Törenimizin ve bugün resmen hizmete sunduğumuz yatırımların ülkemiz, milletimiz ve enerji sektörümüz için hayırlı olmasını diliyorum. Bu önemli yatırımları ülkemize kazandıran firmalarımızı, kurumlarımızı ve Enerji Bakanlığımızı can-ı gönülden tebrik ediyorum.

İSTANBUL DOĞAL KAYNAKLAR ZİRVESİ'NİN İKİNCİSİNİ TERTİPLEDİK

Türkiye'nin bölgesinin enerji merkezi ve kavşak noktası olma vasfı giderek güçleniyor. Önceki hafta kendi alanında uzman ve seçkin isimlerin bir araya geldiği İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'nin ikincisini tertipledik. INRES 2026; enerji, madencilik, kritik mineraller ile hidrokarbon alanlarında güncel meselelerin ele alınmasına vesile oldu. Türkiye'nin bilhassa güncel gelişmeler ışığında enerji alanında bölgesinin siklet merkezi olduğu çok net biçimde görülüyor. Gerek son dönemde uluslararası basında yayınlanan makaleler gerekse enerji sektörünü çok iyi bilen isimler, ülkemizin günden güne artan stratejik değerine vurgu yapıyor.

TARİHİN EN BÜYÜK PETROL ARZ KESİNTİSİ YAŞANDI

Şu bir gerçek ki, 28 Şubat'ta başlayan ve henüz çözülemeyen İran merkezli kriz, Türkiye'nin küresel enerji tedarikindeki kritik rolünü perçinlemiştir. Olumsuz etkilerini halen hissettiğimiz ve bir süre daha hissedeceğimiz İran savaşının ilk günlerinden itibaren neler yaşandığını hep beraber takip ettik. Körfez ülkelerinin açık denizlere açılan kapısı olan Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanmasıyla birlikte, Uluslararası Enerji Ajansı'nın tanımına göre tarihin en büyük petrol arz kesintisi yaşandı.

SALGIN GÜNLERİNDEN HATIRLADIĞIMIZ KISITLAMALARI DEVREYE ALDILAR

Boğazın kapatılması, küresel petrolün yaklaşık %25'inin, sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin ise %20'sinin devre dışı kalmasına yol açtı. 60 dolar civarında seyreden petrol varil fiyatları iki katına kadar yükseldi. Aynı sarsıcı rakamlarla LNG fiyatlarının yanı sıra gübre, plastik dahil petrol türevi olan bütün ürünlerde karşılaştık. Bunun üzerine kimi ülkeler enerji tüketimlerini düşürmek için koronavirüs salgını günlerinden hatırladığımız çeşitli kısıtlamaları devreye aldılar. Okullar tatil edildi, özel araçların trafiğe çıkışına sınırlamalar getirildi.

Uçak seferlerinde ciddi sayıda iptaller oldu. Petrol istasyonlarının önünde uzun kuyruklar oluştu. Petrol ve doğal gaz bazlı ürünlerin fiyatlarıyla eş zamanlı olarak dünyada enflasyonlar artmaya başladı.

PEK ÇOK ÜLKE KENDİNİ RESESYONA HAZIRLIYOR

Birkaç ay öncesine kadar küresel ekonomide toparlanma beklenirken Hürmüz Krizi uzadıkça bugün pek çok ülke kendini resesyona hazırlıyor. Bunlara iş gücü piyasasından turizme, sanayiden tarıma uzanan geniş bir yelpazedeki etkilerini dahil ettiğimizde enerji tedariki meselesinin ne kadar hayati önemde olduğu çok net biçimde ortaya çıkmıştır.

ARZ GÜVENLİĞİNİN SAĞLANMASI MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR

Rusya-Ukrayna savaşı ile Hürmüz'ün kapanması bize şunu öğretmiştir: Enerji arz güvenliğinin sağlanması sadece bir kalkınma meselesi değil, aynı zamanda bir egemenlik ve milli güvenlik meselesidir.

"ENERJİ İHTİYACIMIZ ARTIYOR"

Kıymetli misafirler, bu krizin hatırlattığı bir diğer husus da fosil yakıtlar dışındaki alternatif enerji kaynaklarına yönelik yatırımların önemidir. Malumunuz, sanayileşme, şehirleşme, nüfus ve teknoloji kullanımı arttıkça enerjiye olan ihtiyaç da yükseliyor. Enerji talebinin gelecekte daha da artacağını hepimiz çok iyi biliyoruz. Sadece yapay zeka odaklı veri merkezlerinin elektrik tüketiminin gelecek 5 yılda 2 katına çıkacağı öngörülüyor.

Türkiye olarak, hızla gelişen diğer tüm ülkeler gibi bizim enerji talebimiz de yıldan yıla yükselmektedir. Son 20 yılda ülkemizin enerji ihtiyacı 2 katına çıkmıştır. 2025 yılında elektrik tüketimimiz önceki yıla kıyasla %2,1 oranında artmıştır. Elektrik talebimizin 2035 yılına kadar en az %50 oranında artmasını bekliyoruz. Şu an enerji arzımızda ithal kaynakların payı %57 civarındadır. Her yıl değişmekle birlikte enerjide 60 ila 100 milyar dolar arasında bir ithalat faturamız var.

"TÜRKİYE DÜNYANIN 16. AVRUPA'NIN DA 6. BÜYÜK EKONOMİSİDİR"

Burada şunu özellikle dikkatinize getirmek istiyorum. Türkiye dünyanın 16. Avrupa'nın da 6. büyük ekonomisidir. Biz aynı zamanda son 23 yılda ortalama yüzde 5,3 büyüyen bir ülkeyiz. Pazartesi günü 2026 yılının ilk çeyreğine dair büyüme rakamları açıklandı. Türkiye ekonomisi bu yılın ilk çeyreğinde önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde iki buçuk oranında büyüme kaydetti. Böylece ekonomimiz karşılaştığı şoklara rağmen 23 çeyrektir büyümesini sürdürmüş oldu. İnşallah bu ivmeyi 2026 yılı boyunca devam ettirmek istiyoruz. Bu daha fazla enerji tüketeceğimiz anlamına geliyor. Türkiye'nin önceliklerinin en başında enerjide dışa bağımlılığı azaltmak ve kendi kaynaklarından azami derecede istifade etmek vardır. Milli enerji ve maden politikamız ile daha çok yerli, daha çok yenilenebilir stratejimizin hedefi enerjide dışa bağımlılığımızı sıfırlamaktır.

"YENİLENEBİLİR ENERJİ KURULU GÜCÜ BAKIMINDAN AVRUPA'DA 5. DÜNYADA 11. SIRADAYIZ"

Değerli arkadaşlar, enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, verimliliğin artırılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesine büyük önem veriyoruz. Hâlihazırda yenilenebilir enerji kurulu gücü bakımından Avrupa'da 5. dünyada 11. sıradayız. 2020-2035 yıllarını kapsayan Türkiye Ulusal Enerji Planı'yla inşallah çok daha iyi yerlere gelmenin çabası içindeyiz. Buna göre 2025 yılı sonu itibarıyla 40 bin MW olan güneş ve rüzgâr kurulu gücümüzü 2035 yılında 120 bin MW'a çıkarmayı hedefliyoruz. Bu hedefe ulaşmak için toplam 80 milyar dolarlık yatırım yapacağız. Ayrıca rüzgâr ve güneş kurulu gücünün sisteme entegrasyonu için yeşil iletim altyapısı inşa edeceğiz. Yine aynı dönemde 5 bin megavatlık deniz üstü rüzgâr kapasitesi oluşturma niyetindeyiz. Son 20 yılda yenilenebilir enerji alanında kat ettiğimiz mesafe, bu hedefleri gerçekleştirme noktasında bizlere güven veriyor. Bakınız, 2025 yılında toplam kurulu gücümüz 38 bin 820 megavattı. Yenilenebilir enerjinin bundaki payı ise yüzde 33'ün biraz üzerindeydi. Kurulu güç içerisinde güneş enerjimiz yoktu. Nisan sonunda ülkemizin kurulu gücü 125 bin 410 MW'a yükselirken yenilenebilir enerji kapasitesinin payı da yüzde 62,5'a çıktı. Bir diğer çarpıcı rakam şudur. Türkiye'nin kurulu gücünün 26 bin 770 MW'ı bugün güneş enerjisinden geliyor. Elektrik üretiminde ise benzer bir başarıya imza attık. 2005 yılında toplam elektrik enerjisi üretimimiz 162 bin gigavat saatken yenilenebilir kaynakların bundaki payı sadece yüzde 24'tü. 2025 yılı sonu itibarıyla elektrik enerjisi üretimimiz 363 bin gigavat saate, yenilenebilir kaynakların üretimdeki payı ise yüzde 43,3'e ulaştı. Şüphesiz bunlar ülkemiz adına gurur verici oranlardır. Fakat Türkiye'nin gerçek potansiyeli bunun çok çok üstündedir.

CHP'DE 'KURULTAY' KRİZİ

Dikkat ederseniz bu gelişmeler, bu rakamlar bizim ana muhalefetin hiç mi hiç gündeminde değil. Ne ülkenin meseleleriyle ilgileniyorlar ne de dünyada ne olup bittiğini takip ediyorlar. Gündemlerinde sadece koltuk kavgası var, hakaret var. Dün kahraman ilan ettiklerine bugün hain damgası vurmak var. Bir ara aynı muameleyi "gel" deyince koşa koşa gelen eski cumhurbaşkanı adaylarına da yapmışlar. Onu da günlerce linç etmişlerdi. Acı, zulüm de olsa o hain ve işbirlikçi olma sırasını savdı, şimdi yerini bir başkasına bıraktı. Yarın muhtemelen benzer ithamlara bugün alkışlananlar maruz kalacak. Ana muhalefeti esir alan bu sağlıksız ruh hâli değişmedikçe anlaşılan o ki herkes bir gün hedef tahtasına konulacak. Siyaseti halka hizmet vasıtası yerine kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin çarpık zihniyeti değişmedikçe bu utanç sahnelerine muhtemelen yarın yenileri eklenecek. Yaşananlar elbette ana muhalefet partisinin iç meselesidir. Bizi ilgilendirmez. Biz Türk siyasetine yakıştıramadığımız bütün bu tartışmaları güvenli takip mesafesinden izlemekle yetiniyoruz.

Sıradaki Haber İçin Sürükleyin