Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “81 ilimizde kademeli olarak hizmete aldığımız 5G ile daha ilk günden; yaklaşık 21 milyon abone, yani neredeyse ülkemizin nüfusunun 4’te biri bu teknolojiyle buluştu. Aradan geçen yaklaşık 40 günlük sürede de yaklaşık 12,5 milyon yeni 5G abonesi daha bu teknoloji ile tanışarak 34 milyona yaklaştı.” dedi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ev sahipliğinde Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) tarafından düzenlenen Küresel Düzenleyiciler Sempozyumu 2026’nın açılış töreninde konuştu.

Uraloğlu, söz konusu platformun, uluslararası iş birliğini güçlendirecek ve ortak bir küresel perspektif oluşturacak değerli sonuçlar doğuracağına olan inancını dile getirdi. Bakan Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Küresel düzenin yeniden şekillendiği bir dönemde, ülkelerin gücü artık yalnızca doğal kaynaklar, coğrafi konum veya ekonomik kapasiteyle ölçülmüyor. Veri üretme kapasitesi, dijital altyapı yetkinliği, teknolojik bağımsızlık ve siber dayanıklılık, devletlerin stratejik gücünün temel unsurları haline geldi. Bu nedenle GSR-26’yı, yalnızca bir sektör buluşması değil, dijital geleceğin yönetimine ilişkin küresel bir istişare platformu olarak görüyoruz.”
“TEKNOLOJİ STRATEJİK BİR GÜÇTÜR”
Burada ortak bir soruya cevap aradıklarını kaydeden Uraloğlu, “Dijital dönüşüm çağında nasıl bir gelecek inşa etmek istiyoruz? Teknoloji artık sadece iletişimi kolaylaştıran bir araç değil; ekonomiyi yönlendiren, toplumu dönüştüren, güvenlik anlayışını değiştiren ve küresel rekabeti yeniden tanımlayan stratejik bir güçtür. Türkiye olarak dijitalleşmeyi teknolojik bir dönüşümün yanı sıra kalkınma, egemenlik ve küresel rekabet meselesi olarak görüyoruz” şeklinde konuştu.
Güçlü bir dijital ekosistem inşa etme yolunda kararlılıkla ilerlediklerini de dile getiren Uraloğlu, “İnanıyoruz ki dijital çağın en güçlü ülkeleri, teknolojiyi sadece tüketenler değil, geliştirenler, yön verenler ve kuralların oluşumuna katkı sağlayanlar olacaktır. Türkiye’nin hedefi de bu sürecin aktif ve güçlü aktörlerinden biri olmaktır.” açıklamasında bulundu.
Uraloğlu, haberleşme ve bilişim sektörünün bugünün en stratejik alanlarından biri olduğunu belirterek bilgi teknolojilerinin, yapay zekânın, siber güvenliğin ve yüksek hızlı bağlantının, ülkelerin ekonomik kalkınmasında, rekabet gücünde ve milli güvenliğinde hayati rol oynadığını söyledi.

“39 AVRUPA ÜLKESİ ARASINDA EN ÇOK HANEYE FİBER ALTYAPISI ULAŞTIRAN İLK 3 ÜLKE ARASINDAYIZ”
Uraloğlu, Türkiye olarak, son çeyrek asırda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde önemli altyapı hamleleri yaparak dijital dönüşümün küresel öncüsü olma yolunda kararlı adımlar attıklarını vurguladı. Uraloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“2002 yılında genişbant internet abonemiz yoktu ve fiber optik kablo uzunluğumuz 81 bin kilometreydi. Bugün fiber optik ağ altyapımız 680 bin kilometreye, yani dünyanın çevresini 17 kez dolaşacak uzunluğa ulaştı. Genişbant internet abone sayımız 98 milyona, mobil abone sayımız ise 100 milyona yaklaştı. Ayrıca, 39 Avrupa ülkesi arasında en çok haneye fiber altyapısı ulaştıran ilk 3 ülke arasında yer almaktayız. Bu yıl sonuna kadar fiber uzunluğumuzu 750 bin kilometreye, mobil abone sayımızı ise 102 milyona çıkarmayı hedefliyoruz.”
“TÜRKSAT 7A İÇİN KOLLARI SIVADIK”
Uydu teknolojilerini de bir bağımsızlık ve sürdürülebilirlik meselesi olarak değerlendirdiklerini söyleyen Bakan Uraloğlu, “Yüzde 80’in üzerinde yerlilik oranıyla ürettiğimiz ilk yerli ve milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A’yı geçtiğimiz yıl hizmete aldık. Şimdi de TÜRKSAT 7A için kolları sıvadık; ihtiyaç analizleri ve fizibilite süreçlerini tamamladık, teknik şartname hazırlığı devam ediyor.” dedi.
5G ABONE SAYISI 34 MİLYONA YAKLAŞTI
Türkiye’nin dijital dönüşüm yolculuğundaki önemli kilometre taşlarını da geride bıraktıklarını anlatan Bakan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:
“31 Mart 2026’da Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle gerçekleştirdiğimiz ‘5G ile İletişimde Güçlü Türkiye Töreni’ ile 5G’ye geçtik. 81 ilimizde kademeli olarak hizmete aldığımız 5G ile daha ilk günden; yaklaşık 21 milyon abone, yani neredeyse ülkemizin nüfusunun 4’te biri bu teknolojiyle buluştu. Aradan geçen yaklaşık 40 günlük sürede de yaklaşık 12,5 milyon yeni 5G abonesi daha bu teknoloji ile tanışarak 34 milyona yaklaştı. Bu rakam, gerçekten dikkat çekici ve gurur vericidir. Çünkü bu durum, vatandaşlarımızın 5G teknolojisini olağanüstü hızlı ve yüksek bir oranda benimsediğini açıkça göstermektedir. İki yıl içerisinde de 5G hizmetlerini kademeli olarak ülkemizin her noktasına eriştirmeyi hedefliyoruz.”

“TARİFE KARŞILAŞTIRMA PROJEMİZ WSIS ÖDÜLLERİ’NDE ŞAMPİYON SEÇİLDİ”
Uraloğlu, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne ulaşmayı hızlandırmak ve katkı sağlamak amacıyla ITU koordinasyonunda yer alan inisiyatiflere de etkin şekilde katılım sağladığını ve katkı verdiğini dile getirdi.
Uraloğlu, “Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi (WSIS) sürecinin önemli bir paydaşı olan Türkiye, yürüttüğü projelerle de sürece katkı sağlamaktadır. Vatandaş odaklı dijital hizmetler geliştiren ve bu başarıları uluslararası ölçekte tescillenen bir ülke olarak 2025 yılında elektronik haberleşme sektöründeki tarifelerin e-Devlet üzerinden karşılaştırılmasını sağlayan ‘Tarife Karşılaştırma’ projemiz, Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi ödülleri kapsamında ‘Bilgiye Erişim’ kategorisinde şampiyon seçilmiştir. Benzer şekilde, abonelik fesih süreçlerinin tamamen elektronik ortamda yürütülmesini sağlayan projemiz de 2022 yılında WSIS ödülüne layık görülmüştür.” dedi.
ROL MODEL ÜLKE TÜRKİYE
Bu ödüllerin dijital inovasyonun insanlar ve toplumlar için nasıl gerçek, ölçülebilir bir etki oluşturduğunu göstermesi bakımından büyük önem taşıdığını söyleyen Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Ayrıca siber güvenlikte uluslararası alanda marka haline gelmek vizyonuyla oluşturduğumuz strateji ve teknik altyapımızla önemli bir olgunluğa erişmiş durumdayız. ITU’nun Küresel Siber Güvenlik Endeksi’nde ülkemiz tüm başlıklarda tam puan alarak Seviye 1 Rol Model ülkeler arasında yer almıştır. ITU Bilişim Teknolojileri Düzenleme Takip Sistemi değerlendirmesinde de en üst seviye olan Seviye 5 ülkeler arasında bulunmaktayız. Bu başarılar, düzenleyici kapasitemizin, kurumsal yetkinliğimizin ve dijital yönetişim anlayışımızın uluslararası alandaki güçlü konumunu teyit etmektedir.”
TÜRKİYE ITU KONSEY ÜYELİĞİNE YENİDEN ADAY
Uraloğlu, Türkiye’nin dijital dönüşüme kapsayıcılığı, dayanıklılığı ve insan odaklı kalkınmayı esas alan bütüncül bir vizyonla yaklaştığını vurgulayarak “Bu vizyon, ITU’nun temel ilkeleriyle büyük ölçüde örtüşmektedir. Güvenli, erişilebilir ve yenilikçi dijital ekosistemlerin geliştirilmesine önem verirken, teknolojik ilerlemenin tüm ülkeler arasında adil paylaşımını sağlayacak uluslararası iş birliğini de güçlü şekilde destekliyoruz. ITU’nun öncelikleri ile Türkiye’nin dijitalleşme vizyonu arasında güçlü bir uyum vardır. Bu doğrultuda ve ITU ile uzun yıllara dayanan yapıcı iş birliğimizin bir yansıması olarak; Türkiye’nin 2027–2030 dönemi için gerçekleştirilecek PP-26 seçimlerinde ITU Konseyi üyeliğine yeniden adaylığını bu vesileyle bir kez daha ifade ediyorum. Türkiye olarak, konsey bünyesinde aktif, yapıcı ve sorumluluk sahibi katkılarımızı sürdürme konusundaki güçlü irademizi muhafaza ediyoruz. Bu süreçte tüm ITU üyesi ülkelerin kıymetli desteklerine duyduğumuz güveni de özellikle vurgulamak isterim.” dedi.
“DİJİTAL ÇAĞDA EN DEĞERLİ HAZİNE ÇOCUKLAR”
Uraloğlu, dijital dönüşüm yolculuğunda sadece altyapıyı geliştirmekle yetinmediklerini, aynı zamanda dijital ekosistemi daha güvenli, daha sorumlu ve insan odaklı hale getirmek için de kararlı adımlar attıklarını söyledi.
Bakan Uraloğlu, “Bu anlayışla, 1 Mayıs 2026 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Sosyal Medya ve Oyun Platformları Düzenlemesi ile önemli bir milat daha gerçekleştirdik. Bu yasa, dijital dünyada özellikle çocuklarımızı korumayı merkeze alan, koruyucu ve düzenleyici bir vizyonun ürünüdür.” dedi.
Dijital çağda en büyük servetlerinin çocukları olduğunu söyleyen Uraloğlu, onları şiddetten, istismardan, akran zorbalığından, manipülatif içeriklerden ve kontrolsüz ekran bağımlılığından korumanın, sadece ulusal bir sorumluluk değil, aynı zamanda insanlığın ortak geleceğine dair ahlaki bir ödev olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin söz konusu yasanın ITU’nun “güvenli ve kapsayıcı dijital gelecek” vizyonuna somut bir katkı sunduğunu belirterek, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Teknolojik ilerlemeyi etik ve insani değerlerle dengelemenin mümkün olduğunu tüm dünyaya göstermektedir. Bu düzenleme, sosyal medyayı yasaklayan değil, onu daha güvenli ve sorumlu bir mecraya dönüştüren, çocuklarımızı risklerden korurken aileleri de güçlendiren insani bir yaklaşımdır. Bu düzenlemelerle birlikte, Türkiye dijital alanda hem öncü hem de koruyucu bir ülke olma yolunda emin adımlarla ilerlemeye devam edecektir.”