”HAYAT AĞACI(THE TREE OF LİFE)”FİLMİNDEN YAŞAMA BİR BAKIŞ

Yaşam hepimize bazı erdemler ve amaçlar buyurur. Doğanın kanunları içerisinde ilerlediğimiz yaşam yolculuğunda ne kadar erdemli davranıldığı, insanın neyi aradığı ve özünde neyi taşıdığı üzerine olan film, bir nevi meditatif bir yolculuğa çıkarıyor.

Film şiirsel anlatımı, neredeyse hiçe yakın diyalog sayısıyla görsel bir şölen sunuyor. Evrenin var oluşunu anlatan uzay-zaman sahnelerini sık kullanarak, bütün insanları kapsayan üst bir çevrimin varlığı gösterilir. İnsanın dünya yolculuğunda sevgiyi ve erdemi yaşatmasının önemli vurgulanır.

”HAYAT AĞACI(THE TREE OF LİFE)”FİLMİNDEN YAŞAMA BİR BAKIŞ

O’Brien ailesi üzerinden bu kavramlar somutlaştırılır. Anne O’Brien erdemi, karşılıksız sevgiyi, affetmeyi, anlayışı, güzelliği simgelerken. Doğa kanunlarının sert yanı ise, baba O’Brien‘ın despot kişiliğiyle anlatılır. Son derece despot olan baba figürü, film boyunca çocuklarına hayatın sert tarafını öğretmektedir. Çocuklarına olan sevgisi bile mesafelidir. Ancak az da olsa onlara olan sevgisini gösterir. Filmdeki baba O’Brien, maskülen, sert, kuralcıdır. Çalışkanlığı, disiplini, korumacılığı, gücü temsil eder. Çocuklar ise bu ailenin yani “yaşam ağacının” meyveleridir. Ve insanın yolculuğunun devamıdır. 1950’li yılların Amerika’sında geçen bu film, yaşamın anlamı ve varoluşsal sancılar üzerinden ilerlerken, bunu ailenin büyük oğlu Jack’in gözünden yapar. Bana kalırsa filmdeki en güzel anlatı unsurlarından birisi burada görülmektedir. İzleyiciyi bir romanın içindeymiş gibi hissettiren anlatı tarzı söz konusu.

”HAYAT AĞACI(THE TREE OF LİFE)”FİLMİNDEN YAŞAMA BİR BAKIŞ - Resim : 2

Bir Yetişkinliğini, bir çocukluğunu gördüğümüz Jack, film boyunca varoluşsal amacını arar. Filmin sonunda bulduğu tasvir edilircesine, çalıştığı fildişi kulesinin ofisinden çıkar ve yüksek binaların arasından sızan güneş ışığına doğru bakar, tebessüm eder…

Filmde, Gökyüzü ve yer yüzü, insanın geldiği ve gideceği yerleri tasvir eder. Jack’in nihayetinde sonsuz bir huzura erdiği kumsal sahnesi, ölümden sonra ruhların kavuştuğu yerin dinginliği temsil eder. Yaşam amacını tamamlayan ruhların, sevgiyle ve huzurla buluşacağı bir yer olduğu bu sahnede anlatılır. Ferahlığın, aydınlığın, kumsala vuran su sesleriyle huzurun ve kavuşmanın anlatıldığı sinematografisi güçlü bir sahnedir.

”HAYAT AĞACI(THE TREE OF LİFE)”FİLMİNDEN YAŞAMA BİR BAKIŞ - Resim : 3

Jack filmde iki defa bu kadar huzurlu gözükür. Birincisi kumsal sahnesinde, ikincisi ise binaların arasından güneş ışığına baktığı sahnededir. Çünkü diğer sahnelerin tamamında, yaşamı sorgulayan arayışta bir ruh halindeyken, bu sahnelerde yaşamın amacını anlamıştır. Bu erişim de onu varoluşsal bunalımın ağırlığından kurtarır.

İşte bütün bu insanlar “Hayat Ağacı” kavramını anlatır. Her biri o ağacın bir parçasını bir özelliğini temsil ederken, hepsi birlikte ağacın tamamını oluşturur. Tıpkı “yaşam” gibi… Her birimiz ne kadar özel ve eşsiziz değil mi? Ancak hepimiz, özde özgün ağırlıklarımızla yaşamın bir parçasını temsil ederiz. En geniş açıdan bakıldığında, evrende bir hiç kadar küçük ancak bir bütüne hizmet eden son derece de önemli varoluşsal parçalarız…

”HAYAT AĞACI(THE TREE OF LİFE)”FİLMİNDEN YAŞAMA BİR BAKIŞ - Resim : 4