İRAN - ABD/İSRAİL SAVAŞI'NA BAKIŞ...

İRAN - ABD/İSRAİL SAVAŞI'NA BAKIŞ...

28 Şubat Cumartesi günü başlayan ABD/İsrail- İran savaşı orta doğuda tehlike çanlarının bir türlü durmadığını tekrar hatırlattı. Zira ABD ve İsrail’in hastalıklı ideolojik dinamikleri değişmediği sürece durması mümkün olmayacak gibi. ABD bir tarafta Rusya tehdidini öne sürerek Avrupa’yı avucunun içerisinde tutuyor. Doğru düzgün bir ordu kapasitesi olmayan bazı Avrupa ülkeleri ise el mecbur misali ABD ne yaparsa yapsın susuyor. Hatta en son ABD- Danimarka arasında yaşanan Grönland krizine bile birçok Avrupa ülkesi sesini çıkarmadı.

Durumları okumalarıma göre, ABD ve İsrail Orta Doğu üzerinde tek güç olmayı amaçlıyor. Bu yüzden de İran veya bölgedeki diğer ülkelerin askeri anlamda gelişmesini istemiyor. Bölgedeki bağımsız ülkeler bir mermi bile üretse, İsrail ağlayarak öğretmeni ABD’ye şikayet ediyor ve sonuç Orta Doğu’da yine kan gövdeyi götürüyor.

2003’te Irak işgalinin en büyük gerekçesi olarak “Saddam Hüseyin’in kitle imha silahları (WMD) var” iddiasını öne sürmesi de ABD’nin Irak’a girmek ve bölmek için bahanesiydi. Zira Savaş sonrası ABD ve müttefikleri Irak’ı işgal ettikten sonra çok büyük bir araştırma ekibi kurdu: Iraq Survey Group (ISG). Bu ekip yaklaşık 1.400 uzman ve askerle aylarca ülkeyi taradı. 2004’te yayımlanan ISG final raporu şu sonuca vardı: Irak’ta 2003’te aktif kitle imha silahı stokları yoktu. Kimyasal ve biyolojik silah depoları bulunamadı. Nükleer program da aktif değildi.

Bugün nükleer tehdit öne sürülerek İran’a başlatılan operasyon aklıma ilk olarak Irak’ta yaşananları getirdi.

MÜSTEVLİLERİN PLANLARINA KARŞI…

Buna karşılık bölgesel güç olan Türkiye ve diğer bölge ülkelerinin yapabileceği en mecburi olgu iyi bir savunma geliştirmekti. Tüm bölge ülkeleri kendi savunma sanayisini her türlü tehdide karşı güçlü tutmalılardı. Şüphesiz ülkemizin bu konuda kararlı bir şekilde ilerlediğini inkâr edemeyiz.

ABD ve İsrail, Orta Doğu’da ve dünya genelinde yıllardır bitmek bilmeyen insanlık dışı projeler yürütüyor. Bunlardan en büyüğü ve en kanlısı şüphesiz ki Orta Doğu üzerindeki planlarıydı. Bu ideolojinin sürekli, çocuğun bile inanmayacağı şeyleri kendisi için tehdit göstererek, BÖL-PARÇALA-YÖNET stratejisini uyguladığı, dillere pelesenk olmuş durumda. Orta Doğu'da yer alan Irak, Filistin, Suriye ve şimdi ise ne yazık ki İran, bu kirli stratejiyle mücadele verdi, vermekte.

3.DÜNYA SAVAŞI BAŞLAYALI 35 SENE OLDU, AMERİKAYI YENİDEN KEŞFETMEYE GEREK VAR MI?

İsrail ve ABD’nin İran’a saldırmasından sonra herkes eyvah! 3.dünya savaşı başladı telaşına düştü. Yaptığım okumalar ve bazı istişareler sonucu gördüm ki, 3.dünya savaşı, Körfez Savaşıyla zaten başlamıştı.

“Birinci Körfez Savaşı – Kod Adı Çöl Fırtınası Harekâtı” ve ardından gelen "İkinci Körfez Savaşı - Irak Savaşı- Irak'ın İşgali".

Birinci Körfez Savaşı büyük ölçüde petrol ve Kuveyt’in stratejik önemiyle bağlantılıydı.

Ardından gelen 'İkinci Körfez Savaşı' ile ABD, Birleşik Krallık ve koalisyonun diğer ortakları Irak'ı işgal etti. Savaş öncesinde, ABD ve Britanyalı hükûmetlerinin Irak'ın kitle imha silahlarına sahip olduğu ve bu silahların koalisyon ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkenin güvenliğini ciddi şekilde tehdit ettiği gerekçesi öne sürüldü. Oysa ki az önce de açıkladığım gibi böyle bir durumun söz konusu olmadığı, ABD ve müttefiklerinin kurduğu araştırma grubuyla ortaya çıkmıştı. Irak'ta aktif olarak, kimyasal silah ve nükleer başlık yoktu. Ne yazık ki sonuç olarak Irak, bölücü ülkeler tarafından işgal edilmişti.

Ancak bununla sınırlı değildi, 2.dünya savaşından sonra Orta Doğu’da güç dengeleri sürekli değişim halindeydi. Dünya petrol rezervlerinin %45 – 50’sine tek başına sahiplik yapan Orta Doğu, ABD, Rusya, Avrupa ve Çin’in iştahını kabartmaya yıllarca devam edecekti.

ASIL STRATEJİK HEDEF ÇİN!

ABD ve Yandaşlarının Orta Doğu'ya girmesinin asıl sebebi Çin korkusu olabilir mi? Çin'in dünya ticaretine Orta Doğu'dan açılmak gibi planları mı var? ABD bu durumun korkusuyla savaş açarak, ondan önce mi pay almak istedi?

Sovyet Blokunun dağılmasının ardından, ABD Sovyet Korkusundan sıyrılarak, apar topar Irak'ı işgal etmek için yola koyulmuştu. Körfez Savaşlarını başlatarak adımlar atılmıştı.

DÜNYA SAVAŞLARI MÜZMİNLEŞTİ! PASTADAN PAY ALMAK ESKİSİ KADAR HIZLI OLMAYACAK.

3.dünya savaşının müzminleşmesinin ana sebeplerinden birisi de Rusya, Çin, Kuzey Kore'nin de Nükleer silah sahibi olmasıydı. ABD ve müttefikleri için dünya pastasından pay koparmak, 2.dünya savaşı gibi kolay değildi artık. Trump her konuşmasında ne kadar, BİZ-BİZ-BİZ, EN GÜÇLÜ BİZ -EN VARLIKLI BİZ, dese de tek başına dünya üzerinde bir güç olmadıklarını hepimizden iyi biliyorlardı.

Özetle dünya pastasının küçülmesi ve dünya pastasından pay almak isteyen ülkelerin artması... Konu isimler değil, NETENYAHU veya TRUMP değil, asıl mesele DÜNYA KAYNAKLARI'nın azalması...

12 Gün Savaşları İran – İsrail

Neden başladı: İsrail'in İran'ın nükleer programını engellemek istemesi. Filistin – İsrail arasında süren savaş esnasında İsrail, İran'ın nükleer kapasitesini ortadan kaldırmak amacıyla 13 Haziran 2025 tarihinde İran topraklarında çok sayıda noktaya ani hava saldırıları düzenledi. 12.gün sonunda ateşkesle sonlandı. Tarihe '12 Gün Savaşları' olarak geçti.

Ve son olarak 28 şubat 2026'da başlayan ABD/İSRAİL – İRAN savaşı

ABD'li yetkililer, İran'ın sivil amaçlarla kullanılan uranyum zenginleştirme seviyesinin çok üstüne çıktığını ve "birkaç hafta içinde" nükleer silaha ulaşmasının mümkün olduğunu ileri sürerek, saldırı kararı aldı. Ancak öne sürdükleri bu süre gerçeği yansıtan realistik bir olgu değildi.

YAŞAM VARSA UMUT DA HER ZAMAN VARDIR!

Kısaca ülke isimleri değişiyor ama bölgedeki planlar aynı. Petrol, jeopolitik konum, etnik/dini ayrılıklar, dünya pastası, tarihsel sınır sorunlarıyla birlikte büyük güçler Orta Doğu’dan ellerini kolay kolay çekmeyecek gibi duruyor. Ancak yine de İspanya benim için umut oldu demek istiyorum. ABD ve İsrail’in Orta Doğu'daki soykırımlarına, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez destek olmayacaklarını her fırsatta dile getiriyor. Bu onurlu duruş başta bütün Avrupa ülkeleri ve daha sonra bütün dünya ülkelerine ders niteliği taşıyor. Dünya savaşları devam ediyor ancak barış her daim umut var.

Zira Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün tarihe geçmiş şu sözünü bir kez daha anımsamakta fayda var.

“Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim.”

2000’LER VE HATTA DAHA ÖNCESİ BAŞLAYAN “KARŞI SALDIRI” SAVAŞ BAŞLATMA OLGUSU

28 ŞUBATTA İRAN’A YÖNELİK BAŞLAYAN SALDIRIYI NETENYAHU “OPERASYONUN ADI: ASLANIN KÜKREMESİ” OLARAK DUYURDU.

Şah dönemi İran bayrağında “aslan” sembolü yer almaktadır. Buradan operasyona verilen isimle bir bağlantı kuracak olursak. Bu saldırının yalnızca cephede değil aynı zamanda İran’ın içerisinde de başlatıldığı mesajı veriliyor olabilir. İran’da molla rejimine karşı olanların sayısı azımsanabilir değil. ABD ve İsrail bu savaş doğrultusunda İran’a ideolojik mesajlar da gönderiyor. “Ancak bizim izin verdiğimiz kadar uranyum zenginleştirebilirsin” derken aynı zamanda da “istersek ülkende karışıklık çıkartırız ve rejimini değiştiririz” demek istiyor .

AMAÇ REJİMİ DEVİRMEK Mİ?

Preemtive(önleyici) savaş olarak bilinen bu saldırı, İran’ın gerçekleştireceği “muhtemel bir saldırıya karşılık” ön alma çabası olarak nitelendiriliyor. Şu anda İsrail, ABD ile koordineli bir savaş götürdüklerini söylüyor. Preemtive(önleyici) olarak nitelendirdikleri bu saldırıyla, ortadaki orantısız savaşa meşruiyet kazandırma çabasındalar. Böylelikle Uluslararası terminolojiye uygun bir kılıf uydurmaya çalışıyorlar. Kitlelerin bir nevi gazını alıyorlar. Nereden bakılırsa bakılsın bu haksız bir savaş. Umman uzun zamandır ABD ile İran arasındaki nükleer görüşmelerde arabulucu rolü oynuyor. Umman Dışişleri Bakanı yaptığı açıklamada, ABD-İran nükleer görüşmelerinde zenginleştirilmiş uranyumun "sıfır stoklanması" konusunda anlaşmaya varıldığını söyledikten sonra, İsrail askeri saldırıyı neden başlattı?

(Umman Dışişleri Bakanı açıklama) kaynak

https://www.aa.com.tr/en/americas/oman-says-us-iran-talks-reach-agreement-on-zero-stockpiling-of-enriched-uranium/3842447?utm_source=chatgpt.com

Buradan İran’ın anlaşmaya yakın olduğu çıkarımını yapmak mümkün. Buna rağmen İsral-ABD tarafından saldırı gerçekleştirilmesi, asıl hedefin nükleer değil, İran’daki mevcut rejimi değiştirmek olduğu yorumlanabilir. Şu anda İran'daki İslam rejimi uluslararası bir tehdit değil ama her nedense İsrail tarafından bu "gerekli" saldırı argümanı olarak kullanılıyor. Peki Trump savaşla ilgili konuşmasında neler söyledi.

“Askeri operasyonlar şu anda tam güçle devam ediyor. Tüm hedeflerimize ulaşıncaya kadar da devam edecek. Çok güçlü hedeflerimiz var.” Savaşta ölen ABD askerleri için “muhtemelen daha fazlası olacak. Ancak Amerika onların intikamını alacak ve medeniyete karşı savaş açmış olan teröristlere en ağır darbeyi indirecektir.” “Özgürlük özlemi çeken tüm İran’lı vatanseverlere, bu anı değerlendirmeye, kahraman olmaya çağırıyorum. Amerika sizinle.”

Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=2cNEAdRnkGk

Böylece ABD halkı tarafından savaş karşıtı algının çıkmasını engellemeye çalışıyor. Trump ve cephesinin bu savaş için önceden hazırlık yaptığını da yorumlayabiliriz. Zaten, Trump, Amerika devlet ideolojisinin uluslararası hedeflerini tamamlamak için biçilmiş kaftan. Tam bir “Beyaz Amerikalı”. Venezuela başkanını bir haydut gibi kaçırtıyor, Danimarka’dan Grönland’ı manavdan elma ister gibi istiyor…

Benim “demokrasi götüren beyaz adam” olarak nitelendirdiğim bu ideoloji, “ama biz oraya demokrasi, özgürlük, medeniyet götürüyoruz…” sloganını kullanmayı pek sever. Ancak ne hikmetse medeniyeti götürürken , oradaki binlerce sivilin, binlerce masum bebeğin, kanının dökülmesine sebep olmaktan da asla çekinmiyorlar. Kendi bencil hedefleri için kan dökmekten asla çekinmeyen bu ideoloji, çaldığı minarenin kılıfını hazırlamaya pek alışkın. Dünyayı sarsan “Epstein skandalı” bu kadar gündemdeyken ve ABD başkanları dahil, bir çok ABD’li iş insanın da adı geçiyorken, hatta İngiltere kraliyetindeki üyelerin de bu caniliğin içinde olduğuyla ilgili haberleri göz önünde bulundurursak... Bu sapkınlıklarla yargılananların dünyaya “MEDENİYET” getireceğine inanmak gerçekçi olmasa gerek…