TAVLAYI KAYBETTİ VE TÜRK HALKI NAMIDİĞER "ORHAN BABA" İLE TANIŞTI!
Orhan Gencebay veya doğum adıyla Orhan Kencebay, Türk besteci, ses sanatçısı, şair, enstrümanist, aranjör, müzik yapımcısı, müzik direktörü ve oyuncu. Bir zamanlar 7'den 70'e herkes onu dinledi. Plakları dünya çapında satış rekorları kırdı. Türkiye'de yasal olarak 65-87 milyon civarında plak, kaset ve CD satışı ile toplamda en çok albüm satan sanatçı rekorunu elinde bulundurmaktadır. Ben bu yazımı yazarken, çıkardığı ilk albümünün ardından 50 seneden fazla geçmesine rağmen, sevilerek dinlenmeye devam ediyor ve bir çok yeni sanatçıya hala ilham oluyor.
“Bir teselli ver”, “Hatasız kul olmaz”, “Batsın bu dünya” "beni böyle sev" "Dil Yarası" başta olmak üzere saymakla bitiremeyeceğimiz bir çok eserin sahibi. Mütevazi üslubu, beyefendi duruşuyla onu herkes çok sevdi. Bugün sizlere, usta bestekar Orhan Gencebay hakkında az bilinen bazı detaylardan bahsetmek istiyorum.
“ORHAN GENCEBAY” HAKKINDA BUNU HİÇ DUYMAMIŞTINIZ!
ORHAN GENCEBAY: "HİÇBİR ZAMAN ÜNLÜ OLMAYI DÜŞÜNMEDİM"
Türk Müziğinin sevilen ismi Orhan Gencebay ya da kendi bir başka deyimiyle Kencebay'ın bir tavla oyununu kaybetmesi sonucu albüm çıkardığını biliyor muydunuz?
Gencebay o ana kadar zaten sayısız müzik eserinin bestecisi, söz yazarı, aranjörü, direktörüydü... Ve müzik üzerine durmaksızın üretmeye devam etmekteydi. Yani müziğin asıl yerinde, “mutfağında” sayısız eseri sanatla buluşturuyordu. O dönemde sebebini tam olarak anlayamasalar da, kendisi güzel sesine rağmen arka planda(mutfakta) kalmaya ısrar etmiştir. “Israr etmiştir” diyorum çünkü plak şirketlerinin baskılarına ve yoğun taleplerine rağmen, Gencebay kendisini özellikle geri tutmaktaydı. Sevilen sanatçı bunun nedenini katıldığı bazı programlarda zaten dile getirmiştir.
Ancak bir gün, usta sanatçının ve sektörden başka insanların bahsettiğine göre, plak şirketinin sahibi Mahmut Tezcan, Gencebay’a tavla oynamayı teklif eder.
Tezcan: Neyine oynayalım?
Gencebay: Sen neyine istersen.
Tezcan: Peki, sen beni yenersen ben sana bir takım elbise alacağım. Ama ben seni yenersem, bana bir 45’lik albüm yap.
Ve tavla oynanır, Gencebay kaybeder, İyi ki de kaybeder...
O dönemde sesine güvenen herkes keşfedilmek için plak şirketlerine koşarken, Gencebay’ın yeteneğine rağmen öyle bir hevesinin olmaması ve kendisini özellikle geri planda tutmaya çalışması sektördeki bir çok kişiyi şaşırtmaktaydı. Ancak sanatçı bu durumun sebebini, sanat üzerine üretiminin etkilenmesinden çekindiği için olduğunu söyler. Zannediyorum ki bazı yeteneklerin kendisini gösterebilmesi için çevrenin anlamlı baskısı önem taşıyor.
İLKOKULDA YETENEKLİ, BAĞLAMA ÇALAN BİR ÇOCUK!
ORHAN GENCEBAY: "SIFIR ALMAYA RAZI OLDUM, ŞARKI SÖYLEMEYEYİM DİYE."
Henüz 6 yaşındayken mandolin ile müzik yapmaya başlayan küçük ama ağırbaşlı bir çocuk, Gencebay. İlkokul öğretmenlerinin de dikkatinden kaçmamıştır. Sanatçı, sahne önüyle ilgili tercihinin ilk basamağını, ilkokul öğretmeniyle yaşadığı bu diyalogla ifade etmektedir.
Orhan: Ben çalayım ama söylemeyeyim.
Öğretmen: ama sıfır veririm.
Orhan: verin efendim.

ORHAN GENCEBAY: "ARABESKÇİ DEĞİLİM TÜRK MÜZİĞİNİN DEVAMIYIM!"
Milyonların duygularına tercüman olan, 1000'den fazla bestede imzasını taşıyan, devasa bir müzik külliyatına sahip Orhan Gencebay... Bu 1000'den fazla eserin yaklaşık 300 tanesini kendi sesiyle sanatseverlere sunmuştur. Kimilerince Arabesk müziğin kurucusu zannedilse de, gerek müzik alanında uzmanların anlatımına gerek onun kendisiyle ilgili tanımına göre, o bir Arabesk müzisyeni değil, orijinal Türk Müziği'ni devam ettiren bir sanatçı olarak nitelendirilir. Her ne şekilde tanımlanırsa tanımlansın, Gencebay, bestekarlığı yorumculuğu, enstrümanistliği ve bağlama çalarken duygulara tercüman olması ile Türk müziğine büyük katkı sağlamıştır...
kaynaklar;