Hali hazırda hem ülkemizde hem de çevremizde irili ufaklı depremler yaşanmaya devam ederken, deprem hazırlıklarına yönelik bu iki gelişmeyi yazımın başında vermekte fayda buluyorum.
- AFAD’ın koordinasyonunda; İstanbul’da insansız hava araçlarıyla bütün binaların modeli çıkarılıyor;
- Türkiye Afet ile Mücadele Planı’yla İstanbul’da hasar alabilirlik seviyesi yüksek olan mahaller tespit edilerek, deprem anında tehlike yaratabilecek; akaryakıt İstasyonu, tüpçü vb. noktalar belirleniyor…
Ne zaman bir yerde deprem haberi duysak her birimizin yüreği ağzına geliyor değil mi? Nasıl gelmesin ki; 1999 ve 2023 depremleri bize acı gerçeği bizzat gösterdi. Binlerce insanımızı kaybettik. Bir o kadarımız da hem içi hem dışı yaralı şekilde hayatlarımıza devam ediyoruz.
Şu vazgeçilmez bir gerçek ki; artık zamanımız gerçekten de kalmadı. Her an bu felaketi yaşayabiliriz!
Hatırlarsanız bilim insanları 1999 depremi sonrasında her platformda “30 yıl içerisinde bu deprem tekrarlanacak. Zamanımız var sanmayın, su gibi akıp geçer. Önlemlerimizi almamız lazım” demişti. Hala kulaklarımda çınlar bu tarih kokan ifadeler. Vakti geldi maalesef. Deprem, arada kendini acı şekilde hatırlatarak 30 yılın dolmasını iple çekerken, acaba beklenen bu korkunç afete yönelik hazırlıklar ne durumda?
Çoğumuzun yanıtı belli aslında değil mi? Ancak bence en azından bu kez acele etmeyelim. Özellikle şimdi yazacaklarım bu konudaki ön yargınızı biraz olsun kıracak nitelikte.
Geçtiğimiz günlerde afetler konusunda uzman bir isimle sohbet etme imkânı buldum. Ana konumuz afetlerde neden ‘sırası’ çalışmalara ağırlık verilirken, öncesi hazırlık çalışmalarında geri kaldığımız oldu. Sohbetten çıkan sonuç, “Afetler öncesinde her kurum kendi üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getirirse, afetleri en az hasarla atlatmak kesinlikle mümkün” oldu. Tersi durumu zaten 30 yıldır bizzat deneyimleyerek yaşıyoruz.
Peki, beklenen İstanbul depremi için ne tür hazırlıklar yapılıyor?
Örneğin T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın öncülüğünde İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) koordinasyonu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nin desteği ile yeni bir çalışma başlatılmış.
Peki bu çalışma neyi içeriyor?
Başta İstanbul’da olmak üzere şu anda büyükşehirlerde insansız hava araçlarıyla bütün binaların modeli çıkarılıyormuş. Bu sayede;
- Binalar normal şartlarda ayaktayken yerden ne kadar yükseklikte?
- Olası bir deprem sonrasında binalar çöktüyse, bu çökmenin nedeni ne?
- Yapısal olarak nasıl bir çökme ile karşılaşıldı?
- Kaç bina yıkıldı?
Gibi aklı zorlayan önemli soruların yanıtları daha hızlı alınabilecekmiş.
Bu çalışma gerçekten de çok kıymetli. Eğer binalara dair bu bilgiler bu tarz teknolojilerle önceden alınabilirse, zorlu süreç çok daha rahat yönetilebilir, koordinasyon da ona göre daha hızlı sağlanabilir.
Bunun yanı sıra başka ne tür çalışmalar var? Devam edeyim o zaman!
Beklenen İstanbul depremi için yine AFAD’ın öncülüğünde Türkiye Afet ile Mücadele Planı hazırlanmış. Bu plan dahilinde farklı branşlara göre ilgili kurumların yapacakları görevler belirlenmiş. Olası bir durumda;
- Hangi ekiplerin nerede çalışacakları belirlenmiş;
- İstanbul’un 39 ilçesinde kurulan Arama Koordinasyon Merkezleri’yle bütün ekipler iletişim halinde olacakmış;
- Kaymakamlıklar, ilçe belediyeleri bir entegrasyon halinde görev yapacaklarmış…
- Bu çalışmalar İstanbul dışındaki illerde de yürütülüyormuş.
- İllerde bulunan AFAD Birlik Yöneticileri belirli zamanlarda İstanbul’da bir araya geliyormuş.
Peki ne yapıyormuş bu AFAD Birlik Yöneticileri?
Mesela bulundukları illerden İstanbul’la araçlarla ne kadar sürede gelinebildiğini test ediyorlarmış. İstanbul’a geldiklerinde de tek tek ilçeleri geziyor, kaymakamlıklar ve ilçe belediyelerine ilçeye dair bilgiler veriyorlarmış. İlçe belediyeleri de AFAD Birlikleri Yöneticilerine ilçede hasar alabilirlik seviyesi yüksek olan mahalleri gezdiriyor; toplanma alanları ve hastaneler nerede vb. mahalleye dair detayları anlatıyorlarmış. Beklenen İstanbul depremi öncesi alınan bu bilgiler kapsamında da yapısal planlar hazırlanıyormuş.
Duyduklarım gerçekten de deprem anında koordinasyonu sağlamak adına çok önemli çalışmalar. Düşünsenize bugüne kadar depremde hiç tanımadığınız ve zaten yıkılmış bir mahalleye giriyordunuz. O mahallede nerede kolluk kuvveti var, nerede hastane ya da sağlık ocağı var, bilmiyordunuz ya da mesela nerede bir benzin istasyonu ya da tüpçü dükkânı var, bu bilgiler sizde yoktu. Kısacası mahallede deprem anında olası tehlike yaratabilecek noktaların hiçbirine dair bilgi sahibi değildiniz. İşte bunları önceden bilerek afet noktalarına gitmek, o an tüm ekiplere çok ciddi bir zaman kazandıracak. Bu çalışma neticesinde kampı nereye kuracağınızdan komuta merkezinizin neresi olacağına kadar birçok şeyi önceden bilmiş olacaksınız. AFAD Birlik Yöneticileri bu çalışma kapsamında hazırladığı raporlarda bu detayların hepsini ilgili ekipler ile paylaşıyormuş.
İşin özü şu dostlar;
Beklenen İstanbul depremi öncesinde yapılan bu iki önemli çalışma bir yandan binalarımıza dair detay bilgileri ortaya çıkarırken diğer yandan ise oturduğumuz mahalleye ilişkin coğrafi koordinatlar önceden ekiplerle paylaşılacağı için afet noktalarına daha rahat ulaşım sağlanacak.
Bu yönde atılan adımların varlığı bile insanı biraz olsun rahatlatıyor değil mi? Deprem ne kadar geç gelirse o kadar iyi ama, keşke bilebilsek zamanın nerede duracağını!