Müziğiyle sokağın nabzını tutan, anlatımıyla bir neslin duygularına tercüman olan şarkıcı ve söz yazarı Anıl Murat Acar nam-ı diğer Gazapizm, bu kez kameranın arkasına geçti. Aslında izlediğimiz şey, birbirine bağlı kliplerden oluşan bütünlüklü bir anlatıydı. Gazapizm’in de kendi deyimiyle bu bir “film iddiası” değil; Yeşilçam diliyle söylersek, “biz filmci değil, klipçiyiz” demeyi tercih eden bir yerden kurulmuş bir işti.
Bu yaklaşım önemli. Çünkü Anıl’ın bu tür işlerde sevdiğim tarafı tam da burada ortaya çıkıyor: Yapılan işi “cı ci” ekleyerek, gazozcuya, simitçiye kadar indirebilen; halktan bir dille anlatırken aynı anda işin değerini düşürmeyen bir üslup. Büyük laflar etmeden, iddia kasmadan ama emeği de küçültmeden… Bugünün kültür endüstrisinde nadir rastlanan bir denge bu.

Dönmek İçin Eve, Gazapizm’in beşinci albümü ve bir tür iç muhasebe. 14 yaşında evden bir sebeple kopup, müzik yapma hayaliyle yola çıkan bir çocuğun, 21 yıl sonra başladığı yere dönüp nerede durduğunu sorgulaması. Önceki albümlerine kıyasla daha az sloganlı, daha içe dönük bir anlatı var karşımızda. Annesiyle, babaannesiyle, çocukluğuyla ve kırılganlıklarıyla kurduğu daha kişisel bir bağ bu.
Yıllardır kabullenmenin yerine öfkeyi yerleştiren Gazapizm, ürettiği şarkılarla politik rap’in Türkiye’deki en önemli isimlerinden biri olmayı sürdürüyor. Ancak bu albüm ve film, o öfkenin arkasındaki insanı daha net görmemizi sağlıyor.

Dün akşam galaya gelenler arasında Onur Ünlü de vardı. Yönetmen, daha önce Gazapizm’in Dünya Bu klibini çekmişti; bu bağ, sanatçının görsel dünyasının rastlantısal değil, bilinçli bir çizgide ilerlediğinin de küçük bir hatırlatıcısıydı.
Benim için bu işin bir başka kişisel tarafı da var. Yıllar önce bir festivalde Gazapizm’in ilk röportajlarından birini yapmıştım. O gün kendinden emin, ne istediğini bilen genç adam, bugün hâlâ aynı çizgide. Tek farkı, artık daha özgüvenli ve daha sakin. Ama nezaketini, vefasını, geldiği yeri unutmadan konuşabilme halini hiç kaybetmemiş biri. Öğretmen bir ailenin çocuğu olmanın verdiği o ayakları yere basan duruş, şöhretin gözünü kör etmediği nadir örneklerden.

Rap dünyasında bugün sahneye, emeğe ve anlatıya yatırım yapmadan yalnızca küfürle ve pozla var olmaya çalışan pek çok isim varken; Gazapizm’in çabası bu yüzden daha da parlıyor. Sahnesiyle, görsel diliyle ve hikayesiyle bütünlüklü bir iş ortaya koyma gayreti alkışı hak ediyor.
Dönmek İçin Eve, tam olarak bunu anlatıyor. Bir yere dönmekten çok, geldiğin yeri kabullenmekle ilgili. Ve Gazapizm bunu bağırmadan, büyütmeden ama saklamadan yapıyor.
Şehirde Neler Oluyor?
Mozart’ın “Don Giovanni”si Sahneye Taşınıyor
İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Wolfgang Amadeus Mozart’ın ünlü operası Don Giovanni’yi sahneye taşıyor.
Lorenzo Da Ponte’nin librettosuyla kara komedi olarak tanımlanan eser; insan doğasının en iyi ve en karanlık yanlarını, komedi ve trajediyi Mozart’ın dehasıyla buluşturuyor.
Aytaç Manizade’nin sahneye koyduğu eserin orkestrasını İbrahim Yazıcı yönetiyor. 5, 7 ve 11 Şubat’ta Türk Telekom Opera Salonu’nda.

Sónar+D İstanbul’dan Açık Çağrı
Sónar Istanbul’un yaratıcılık ve teknoloji platformu Sónar+D İstanbul, her yıl büyük ilgi gören SonarScreen sahnesi için Açık Çağrı sürecini başlattı.
6 Şubat 2026’ya kadar başvuruların kabul edileceği çağrı kapsamında seçilen projeler, 10–11 Nisan 2026 tarihlerinde %100 Müzik katkıları ve Kia alt sponsorluğunda Zorlu PSM’de izleyiciyle buluşacak.
Blind Fest, bir yıllık aranın ardından Tom Odell ile geri dönüyor
Alternatif müziğin güçlü isimlerini sahnesinde buluşturan festival, Blind ve Epifoni ortaklığıyla 23–24 Haziran 2026’da Lifepark’ta gerçekleşecek. İlk gecenin konuğu, derin şarkı sözleri ve samimi performansıyla Tom Odell olacak. Blind Fest, yakında açıklanacak yeni isimlerle 2026 yazının öne çıkan festival duraklarından biri olmaya hazırlanıyor.

Çilekeş, “Y.O.K”un 21. Yılında Sahnelere Dönüyor
Türkiye alternatif rock sahnesinin kült gruplarından Çilekeş, efsaneleşmiş Y.O.K albümünün 21. yılına özel konserlerle geri dönüyor.
Görkem Karabudak, Ali Güçlü Şimşek ve Cumhur Avcil’den oluşan orijinal kadrosuyla sahneye çıkacak grup, Epifoni organizasyonuyla 10 Ekim’de KüçükÇiftlik Park’ta olacak.
Bilet fiyatları sosyal medyada şimdiden tartışma konusu. Ancak 20 yıl sonra geri dönen, bir kuşağın ruhuna ses olmuş bir grubu, daha sahneye çıkmadan küstürmenin kimseye faydası yok. Bugün sahnede karşılığı olmayan pek çok ismin astronomik bilet fiyatları konuşulmazken, Çilekeş’e yönelen bu sertlik biraz haksız duruyor.

Matt Berninger İstanbul’da
JJ Arena Ataşehir, 2026 yazında çok özel bir akşama ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.
The National grubunun vokalisti Matt Berninger, 13 Temmuz 2026’da Pulse organizasyonuyla İstanbul’da sahne alacak. Indie rock’ın son 30 yılına damga vuran bu özel isim için biletler satışta.

Ne İzlesek?
HBO Original dizisi İlk ve Son, üçüncü sezonuyla 30 Ocak’ta HBO Max’te izleyiciyle buluşuyor
Bergüzar Korel ve Timuçin Esen’in başrollerini paylaştığı yeni sezon, bir ilişkinin 2016–2026 arasındaki 10 yıllık yolculuğunu merkezine alıyor. Basın toplantısında konuşan Bergüzar Korel, “Çok gerçek, çok duygusal ve hayatta sıkça karşılaştığımız bir ilişki hikâyesi anlattık” derken, Timuçin Esen ise “Herkesin kendinden bir parça bulabileceği, insana dair güçlü bir sezon oldu” ifadelerini kullandı. Senaryosu Hakan Bonomo’ya, yönetmenliği Devrim Yalçın’a ait olan İlk ve Son, üçüncü sezonuyla yine çok konuşulmaya aday.

Brezilya’nın Oscar Adayı Vizyonda
Kahkaha ile yüzleşmeyi buluşturan yerli bir komediden, karanlık bir hayatta kalma hikâyesine; müziğin iyileştirici gücünü anlatan bir biyografiden Oscar adayı politik bir drama uzanan haftanın vizyonu, her ruh haline hitap eden güçlü alternatifler sunuyor. Boşanmış bir çiftin kızları için “mutlu aile” rolü yaparak çıktıkları tatilin beklenmedik yüzleşmelere dönüştüğü Mutluyuz Mu?; başrollerinde İbrahim Büyükak, Yasemin Sakallıoğlu ve İlker Aksum yer alıyor. Sam Raimi imzalı korku-gerilim Yardım Çağrısı (Send Help), uçak kazası sonrası ıssız bir adada mahsur kalan iki meslektaşın hayatta kalma mücadelesini karanlık bir zeka ve irade savaşına dönüştürüyor. Kate Hudson ve Hugh Jackman’ın başrolünde olduğu Kalpten Söylenen Bir Şarkı (Song Sung Blue), müzikle hayata tutunan bir çiftin gerçek hikâyesini duygusal bir biyografiyle anlatıyor. 1977 Brezilya’sında geçen Oscar adayı politik dram Gizli Ajan (The Secret Agent), kaçak bir teknoloji uzmanının hem oğluna ulaşma hem de peşindeki ajanlardan kurtulma mücadelesini merkezine alıyor.