Nisan kapıya dayanırken İstanbul’un ritmi her zamanki gibi biraz daha hızlanıyor. Takvime şöyle bir göz atmak bile yetiyor; insanın içinden “evde kalmak” fikri usulca çekilip gidiyor…
İstanbul Film Festivali ile 45. Kez Yeniden
Önce sinema. İstanbul Film Festivali bu yıl 45. kez 9–19 Nisan tarihleri arasında şehri ele geçiriyor. İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen festivalin programı yine oldukça dolu: 127 uzun metraj, 13 kısa film. Dünya prömiyerlerinden kült yapımlara, genç yönetmenlerden ustalara uzanan geniş bir seçki… Açılışta ise Isabel Coixet imzalı Üç Veda ve sürpriz bir nostalji: Acı Hayat restore edilmiş kopyasıyla yeniden beyazperdede. Kısacası, klasik “hangi filme yetişsem” telaşı garanti.

Spor Filmleri Festivali İkinci Kez Sahada
Sinema demişken, şehir bir festivalle yetinmiyor. İstanbul Uluslararası Spor Filmleri Festivali 26–29 Mart arasında ikinci kez izleyiciyle buluşuyor. Sporun sadece skor olmadığını hatırlatan, hikâyeye odaklanan bir seçki. Sports Film Lab jürisinde ben de varım. Programda öne çıkanlardan biri ise Lefter: Bir Ordinaryüs Hikayesi; 28 Mart’ta Kadıköy’de izleyiciyle buluşacak.

Mélanie Pain Bu Kez “Hal Hal” Diyor
Müzik tarafı da boş durmuyor. Mélanie Pain, daha önce Duman şarkısıyla kalbimizi çalmıştı; şimdi de Barış Manço klasiği Hal Hal ile karşımızda. 3 Nisan’da Blind İstanbul sahnesinde ilk kez canlı dinleyeceğiz. Fransız bir dokunuşla tanıdık bir şarkıyı yeniden sevmek için güzel bir bahane.

Cesaretin Var mı, Oyuna Girmeye?
Bir yandan da şehir “deneyim” kavramını iyice ciddiye aldı. Squid Game evreninden çıkan Squid Game: The Experience, 1 Nisan itibarıyla MetroCity AVM’de kapılarını açıyor. New York, Seul, Madrid ve Londra’dan sonra İstanbul’da. 3.000 metrekarelik bir alanda, oyunun tam ortasına düşmek isteyenler için adrenalin garanti.

“Bize Bi’şey Olmaz” mı?
Diziler cephesinde ise tatlı bir sürpriz var. Disney+’ın yeni işi Bize Bi’şey Olmaz, Episode ve Yasemin Şefik ev sahipliğinde abartısız ve samimi bir buluşmayla tanıtıldı. Mert Ramazan Demir ve Miray Daner’i bir araya getiren dizi, ilk gençliğin o tanıdık kalp çarpıntılarını, hatalarını ve tutkularını hatırlatıyor. 25 Mart’ta ilk bölümleriyle yayında—özellikle “o yaşları hatırlayanlar” ve hâlâ yaşayanlar için.
“Annemi Gördüğünüzde Onu Dansa Kaldırın”
Kısa bir kitap molası: Joan Baez bu kez şarkılarıyla değil, şiirleriyle karşımızda. Annemi Gördüğünüzde Onu Dansa Kaldırın, Pelin Batu çevirisiyle raflarda. İçinde hem çocukça bir saflık hem de yılların getirdiği kırılgan bir bilgelik var. Ben sevdim—özellikle gri bir günde, kimsenin uğramadığı bir kitapçıda karıştırmalık.

Bagjan Oktyabr Türkiye Turnesine Diyarbakır’dan Başladı
Ve son olarak bir konser notu: Bagjan Oktyabr, “Soul Therapy” serisiyle 2026 turnesine Türkiye’den başladı. 24 Mart’ta Gaziantep, 25 Mart’ta Adana, 26 Mart’ta Ankara derken, 29 Mart’ta İstanbul’da final. Müziğin gerçekten iyileştirdiğine inanmak isteyenler için birebir.

Kısacası, İstanbul yine kendine has o tanıdık çağrısını yapıyor. Program yoğun, seçenek bol, bahane yok. Şehir akıyor ona kapılmak ya da uzaktan izlemek ise tamamen size kalmış.