İşte MHP lideri Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkan satırbaşları:
Nasıl ki istiklalimizin engin ve erdemli düşüncesiyle Milli devletimizin tartışılmaz haklarına sahip çıkıyorsa istikbalimizin yol haritasını da çizmek zorundayız.
"MEHMET AKİF YÜKSEK MİLLİ BİR ŞUURDUR"
Mehmet Akif Ersoy Mili Mücadelenin en ateşli yıllarında kalemini tıpkı bir kırbaç gibi beyaz sayfalarda çarmış, istiklali yazmamış yaşamıştır. Akif yüksek milli bir şuurdur. İstiklal Marşı Milli Kahramanlığın muhteşem bir mücadelenin vesikasıdır. Çevremizde yaşanan vahim gelimeler Mehmet Akif'e feyiz veren günlerle maalesef benzerlik göstermektedir.
Hürriyet ve bağımsızlık Türk milletinin karakteridir. İstiklal Marşımızın ilk sözcüğü "korkma" diye başlamaktadır. Biz korkmadıkça şafaklarımızda al sancak sönmez. Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın. Merhum Mehmet Akif Ersoy'a cenab-ı Allah'tan gani gani rahmet diliyorum.
ABD-İSRAİL-İRAN SAVAŞI
Amerika Birleşik Devletleri - İsrail koalisyonunun İran'a yönelik başlattığı kirli savaşın 11. gününde bilanço gittikçe ağırlaşmakta şiddet ve yıkım açıkça kaydedilmektedir. Aynı zamanda 11 gündür psikolojik harbin dijital harbin elektronik harbin ve propaganda harbinin eşine ve benzerine çok az rastlanacak örnekleri de kademe kademe kaydedilmektedir.
BÖLGEMİZİ AKIL TUTULMASI SARDI
Karşılıklı fırlatılan füzeler, katledilen masum insanlar, tahrip edilen kaynaklar, hedef alınan altyapılar, tıkanan deniz yolları, daralan ticaret kanalları, çıta yükselten intikam yeminleri, yaygınlaşan suikastler, süregelen örtülü operasyonlar, ardı arkası kesilmeyen hava akınları, körfez ülkelerine yönelik sabotajlar, insanlığın, insanım diyen herkesin nefesini tutup bir adım sonra ne olacağını kaygıyla merak ve takip ettiği savaş tablosunun hepimizin gündemine yansıyan satırbaşlarıdır.
İran'da rejim değişikliği hesabından stratejik ve askeri yeteneklerin imha edilmesine kadar sınır ve çerçevesi her seferinde güncellenen operasyonların bölgemizi ateşe attığı açık ve ortadadır. Amerika Birleşik Devletleri - İsrail koalisyonunun İran'a yönelik başlattığı kirli savaşın 11. gününde bilanço gittikçe ağırlaşmakta şiddet ve yıkım açıkça kaydedilmektedir. Aynı zamanda 11 gündür psikolojik harbin dijital harbin elektronik harbin ve propaganda harbinin eşine ve benzerine çok az rastlanacak örnekleri de kademe kademe kaydedilmektedir. Bölgemizi çok tehlikeli bir akıl tutulması sarmış ve sarmalamıştır.
HAKSIZLIK DİZ BOYU
Dünyaya sözde medeniyet mimarisinin iz düşümünde, demokrasi, özgürlük, adalet ve insan hakları konularında bilirkişilik taslayan hangi ülke veya ülkeler varsa, hepsi birden sınıfta kalmış, bu değerlere esasta ve usulde ne kadar yabancılaştıklarını resmen kanıtlamışlardır. Haksızlık diz boyudur. Hukuksuzluk doruk noktadadır. Askeri gerilimi arttıran değil, dengeleyen ve yöneten, sükunet ve diyarığı tahkim eden telkin ve tekliflerin bugüne kadar etkisiz ve yetersiz kaldığı, bununla ilişkin olmak üzere ateşkes ve diplomasi çağrılarının karşılık bulmadığı meydandadır. İran'da hiçbir suçu ve günahı olmayan sivil halk bombaların füzelerin giğer ölümcül operasyonların odağındadır. Hakikaten felaket kol gezmektedir.
"ÖLENLER ÇOCUK DEĞİL, PENGUEN OLSAYDI KÜRESEL YAS MI İLAN EDİLECEKTİ?"
2007 yılında Antarktika'da çekilen bir belgeselde kolonisinden ayrılan bir penguenin video görüntüsü 2026 yılının ilk aylarında herkesin dilinde ve gündemindeydi. Bu penguenin derdiyle dertlenip sonuçlar çıkartan söz konusu doğal davranışı kolektif bilincin kırılması olarak gören insanla ilişkilendirip toplumsal travmaların gecikmiş yankısı insanın kendisine tuttuğu ayna şeklinde yorumlayan herkese sesleniyorum; Gazze'de soykırıma uğrayan 50.000 çocuğun, İran'da sayıları 300'ü aşan çocukların, dramları, acıları, yürekleri kavuran feci sonları bir penguen kadar önemli ve öncelikli değil midir? Nesli tükenen bir kuşu mesele edip de sırayı eşrefi mahlukat olan bir çocuk alınca ona sırt çevirmek, duyarsız ve duygusuz yaklaşmak insanlık mirasının insanlık değerlerinin neresinde vardır?
İran'da ve Gazze'de öldürülen çocuklar, penguen olsa küresel yas mı ilan edilecekti.
"KÜRT KARDEŞLERİM SATILIK DEĞİL, TETİKÇİ DEĞİL"
Adı konulmamış bir din savaşı mı başlatıldı? Uluslararası toplum ayağa kalkmalı. Kürt kardeşlerimizi sahaya sürmek için hava koklayanlar. Bu sayede İran'ı içeriden çökertmeyi planlayan hiçbir mihraka Kürtler paralı askerlik yapmaz yapmamalıdır. Kürtler tetikçi değildir. Kürt kardeşlerim satılık değildir. Onun bunun projelerinde piyango olarak gösterilemez.
Türkiye üzerinde kumar oynanacak ülke değildir. Tacizi ve tahrik olup olmadığını netleştirecek ülke İran İslam Cumhuriyetidir. Elbette Türkiye ile İran'ı karşı karşıya getirmeye çalışan Siyonist Emperyalist bir kadroyu da ihmal veya göz ardı etmiyoruz.
Bir daha hava sahamızda veya Azerbaycan hava sahasında yolunu veya yönünü kaybetmiş bir füze ya da insansız hava aracı görmek duymak ve buna da şahit olmak istemediğimizi de cümle alem bilmelidir.
Türkler onurlu, şerefli, yürekli, soylu ve sağduyulu bir halktır. Türk-Kürt kardeşliği üzerinde cephe açmanın gedik oluşturmanın hesabıyla İran'ın tarihi Türk kentlerini karıştırmanın Türklerle Kürtleri çatıştırmanın arayış ve amacını kurgulayanlar ancak düşmanca tutum takınan namertlerdir. Türk-Kürt'ün kardeşi Kürt-Türk'ün alın yazısı kader ortağıdır. Ne tuhaftır ki İran'da vurulan şehirlerin kahır ekseriyeti Türktür.
TARİHİ KIYMETTE
Dahası 5 Mart 2026'da İran topraklarından havalanan insansız hava araçları Azerbaycan'ın Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ne isabet etmiş, 4 Mart 2026 tarihinde de İran'dan Türkiye'ye istikametine doğru gelen balistik mühimmat Türk hava sahasına girmeden NATO hava ve füze savunma unsurlarınca etkisiz hale getirilmiştir. Bu tehlikeye saçan vakalarla ilgili İran İslam Cumhuriyeti'nin yaptığı özür mahiyetindeki açıklamalar, egemenlik haklarımıza gösterilen saygının telaffuz edilmesi elbette tarihi kıymettedir.
KOMPLOYU İHMAL ETMİYORUZ
Ancak taciz, tahrik veya tertip olup olmadığını netleştirecek ülke İran İslam Cumhuriyeti'dir. Biz kasti bir tavrın olmadığına inanmak, iyi komşuluk hukukumuzu korumak istiyoruz. Ancak Türkiye'nin de yol geçen hanı olmadığını, canı sıkılanın, keyfiyetenin füze ateşleyeceği bir ülke olarak görülemeyeceğini de ihtiyaklı ve temkinli bir dille beyan ediyoruz. Elbette Türkiye ile İran'ı karşı karşıya getirmeye çalışan, siyonist, emperyalist bir komployu da ihmal veya göz ardı etmiyoruz.
Savaşın bölgesel maiyet alması için ardışık ve çok boyutlu sahnelenen provokasyonlara karşı komşu ülkelerin hassasiyet sergilemesi, kalıcı ve kapsayıcı tedbirleri sırasıyla hayata geçirmesi, işin özünde her ülkenin çıkarınadır. Bir daha hava sahamızda veya Azerbaycan hava sahasında yolunu veya yönünü kaybetmiş bir füze ya da insansız hava aracı görmek duymak ve buna da şahit olmak istemediğimizi de cümle alem bilmelidir. Türkiye ile Azerbaycan arasına nifak tohumları ekmeye çalışanları reddediyoruz, tedavüldeki yaygın fitneleri elimizin tersi ile itiyoruz.
HÜRMÜZ KAPATILDI
Değerli arkadaşlarım Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'ı hedef alan saldırıları aynı şekilde küresel enerji piyasalarında arz ve lojistik şoklara neden olmaktadır. Dünya petrol ticaretinin beşte birinin, diğer bir ifadeyle günlük ortalama 20 milyon varillik ham petrol ve ham petrol ürününün geçiş güzergâhı Hürmüz Boğazı'dır. Bu stratejik boğaz fiilen kapatılmıştır. Ortaya çıkan kriz, petrol üreticisi ülkelerin fiziksel altyapılarını, depolama kapasitelerini, rafineri imkanlarını ve küresel makroekonomik istikrarı tehdit eden bir aşamaya gelmiştir. Tarımsal girdiler ticaretindeki aksaklıklar ise açlık ve yoksulluk sarmalını genişletebilecektir. Bölgede ticaret durma noktasına gelmiştir. ABD'nin neyin peşinde koştuğu, neyin üzerine çöreklenmek istediği hepinizin malumu alisidir. Petrol için yıkmayacağı ocak, yapmayacağı çamurluk, göze almayacağı vandallık olmayanların hüviyeti bellidir.