Venezuela: Devlet Başkanı Maduro kaçırıldı, hâlâ New York'ta.
İran: Lider Hamaney öldürüldü.
Ortak Nokta;
1)İlk hedef; ülkenin tepe yönetimindeki kişi.
2)Bu ülkeler "petrol" üssü.
3)Petrolü alan Çin.
Gelecekte ABD-Çin Savaşı kaçınılmaz.
3.Dünya Savaşı o gün başlayacak.
Dünya yeniden şekilleniyor.
Önümüzdeki 200 yılın hesapları ve düzeni “içinden geçtiğimiz zaman dilimine” denk geldi.
Dünya üç bloktan oluşacak; AB ve ABD, Rusya-Çin, Türkiye.
Diğer ülkeler üç blok etrafına yerleşecek.
Savaş yüzyılı çoktan başladı, ancak henüz “Dünya Savaşı” diyeceğimiz sürecin fitili ateşlenmedi.
Savaş, Avrupa kıtasına taşındığı gün “kimlerin ayakta kalacağına” o anki şartlar karar verecek.
Savunma sanayii, istihbarat ağı ve liderliği güçlü devletler büyük avantaj elde etmiş olarak sahada yer alırken liderlikleri zayıf ve istihbaratı delik deşik ülkeler sadece “paylaşımı seyreden ve hatta pay olan” konumunda olacak.
İsrail “sonsuz güç” değil ve bulunduğu noktada artık büyük bir cinayet şebekesine dönüştü.
Bu “kriminal yapılanma” bitmediği takdirde bölgenin ve Türkiye’nin sağlam bir geleceği olmaz.
İran özellikle ruhani lider Hamaney’in öldürülmesiyle büyük yara aldı.
Çünkü “istihbarat ağı” delik deşik olmuş. MOSSAD denen ikinci sınıf istihbarat şebekesini bertaraf edememişler. Sızıntıyı önleyememişler.
İsrail önümüzdeki süreçte Lübnan’ı işgal etmeye yeltenecek.
Suriye’de umduğunu bulamayan ve hatta kendi açısından tarihi bir riskle ilk kez karşılaşan İsrail yapılanması çıkış yolu olarak Lübnan’ı görüyor.
İran’ın bundan sonra özellikle Türkiye ile ilişkilerini geliştirmesi kendileri açısından hayati önemde.
Bölgede “tedirgin olunan ülke” pozisyonuna düşen bir İran şayet bölgesel politikasında değişikliğe gitmezse “kısır döngü” daha ağır şartlara sebep olacak.
SON SÖZ: Bölgenin en güçlü ülkesi olan Türkiye özellikle son 20 yılda yaptığı usta diplomasi, güçlü istihbarat ağı, ikili ve çoklu devlet ilişkileri, savunma sanayii yatırımları, yerli silah atakları ile geleceğe hazırlıklı bir “küresel güç” pozisyonuna erişti. Bunun “sürdürülebilir” olması en büyük avantaj olarak görülse de “güçlü liderlikle” perçilenmeye devam etmesi elzemdir.