Şiddet ifade aracımız olmuş! Çok yazık…

Güzellikle ifade edebileceğimiz aklınıza gelen her şeyi artık şiddetle anlatır olduk.

Aşkımızı;

Sevgimizi;

Mutluluğumuzu;

Derdimizi;

Sıkıntılarımızı…

Birine aşık mı olduk mesela, aşkımızı dayatma ile kabul ettirme derdindeyiz. Peki neden? İstemiyor kardeşim? Zorla aşk mı olur? E o zaman derdimiz ne? İlla olması lazım değil mi?

Örneğin birini çok mu sevdik; bunu takıntıya dönüştürmek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Fakat sevgi takıntı değil ki. Birileri yanlış anlatmış olmalı. Sevgi emektir ve emek verdiysen zaten karşındaki fark eder, bunu aşkla taçlandırır. Niye zorluyorsun?

Yahu ortada bir meşin yuvarlak var. İki oyuncu onu kale dışında tutmak, kalan 20’si ise onun beşinde koşmak için delice çırpınıyor. Yapmamız gereken tek şey statta, evimizde ya da kafede maçın heyecanına kapılarak seyretmek; oynanan futbolu takdir ya da eleştirmek. Bu! Fakat biz ne yapıyoruz? Kazansak da kaybetsek de neticemiz hep şiddet oluyor.

Hepimizin derdi var; irili ufaklı. Bazıları çözümsüz bazıları çözülmek bile istemiyor. Peki ilacımız ne? Şiddet. Derdimizin ya da sıkıntılarımızın çözümünde adres olarak yine onu seçiyoruz. Olan yine eşimize dostumuza, çevremize ve neticede toplumumuza oluyor. Çok yazık gerçekten de.

Aslında hepimiz bu noktaya nasıl geldiğimizi çok iyi biliyoruz:

Tekrarlarıyla birlikte geceli gündüzlü her biri birbirine benzer mafya içerikli diziler…

Sırf tıklanma alsın diye saçma sapan kurgularla şiddetin körüklendiği sosyal medya içerikleri…

Akıllı telefon ya da tabletlere teslim ettiğimiz çocuklarımızın asla kontrol edemediğimiz şiddet içerik oyunları. Daha da kötüsü oyun karakterleriyle çocukların kendini içselleştirmeleri…

İşte bunların hepsini alt alta topladığımızda karşımıza devasa bir şiddet yumağı çıkıyor. Ne yazık ki; kartopu gibi gün geçtikçe de büyüyor.

Kadınından erkeğine, küçüğünden büyüğüne kadar yayılan bu şiddet dürtüsü son zamanlarda aklımızı yerinden eder dereceye yükseldi. Kendimizin ya da bir yakınımızın başına her an bir şey gelecekmiş gibi hissediyor ve tedirgin oluyoruz.

Daha onlarcası vardır şiddetin; içerde eriyen, kimsenin bilmediği ya da ifade edemediği, belki korktuğu için sakladığı…

Önlem elzem hale geldi. Buna yönelik çalışmaları tüm toplum ivedi olarak bekliyor.