Turistik kent Gaziantep’ten izlenimler: Kesik değil o, dürüm dürüm!

Daha önce ‘kısacık hayatımızda yapılacaklar listesi’ içerikli bir yazı kaleme almıştım. Okuyucularım muhakkak anımsar. İşte onlardan en kıymetlisi olan ‘memleket ziyaretimi’ sonunda gerçekleştirdim. 34 yıl aradan sonra, yıllık iznimin bir haftasına kıyarak doğduğum şehir olan Gaziantep’e gittim. Eş, dost, akraba kim varsa hayatıma dokunan hemen hemen hepsi ile görüştüm. Bu sayede bir nevi kendimi de güncellemiş oldum.

O kadar çok anı varmış ki; yaşanmış ve benim anımsayamadığım. Anımsatmasalar inanın hafızamdan silinmiş gitmiş birçoğu. Belli ki; memleketimde bırakmak istemişim hayatımın ilk 20 yılını. Onlar anlattıkça ben şaşırdım, ‘bu ne zaman oldu yahu?’ ile başlayan o kadar çok cümle kurdum ki; inanamazsınız. Netice olarak bana çok iyi gelen bir şey yapmışım, inanın çok mutlu ayrıldım. Bir sonraki ziyaretim için adeta gün sayıyorum. Bakalım koşullar bana ne zaman kısmet yaratacak. Hep birlikte göreceğiz.

Memleket hasretimi dindirmek için sabahın köründe kendimi memleketimin ıssız sokaklarına attım! Issız diyorum çünkü inanın bana öyle. Benim hafızamda sabahın 06.00’sında daraba sesleri yankılanan dükkanlar kalmış mesela.

Babam Kutucu Mamet Gazinatep’in sevilen esnaflarından biriydi. Mütercim Asım Caddesi, Arif Dai Sokak’ta küçücük bir dükkanımız vardı. Neredeyse bir ahenk şeklinde tüm esnaf aynı anda besmele çekerek dükkanının darabasını kaldırırdı. O kadar çok hoşuma giderdi ki bu ses. Hala kulaklarımda çınlar durur. Esnafın birbirini selamlaması, birbirleriyle şakalaşması… 35-40 yılda ne değişmiş olabilir ki.

Şimdi sabahlar ıssızlığa terkedilmiş durumda. Darabaların kapı duvar almış, selam sabahı unutmuş adeta esnaf.

Ben böyle kendi kendime konuşarak yürürken, etrafımda 3-5 hemşerime denk geldim. Sorayım bakalım, bu sessizliğin nedeni nedir, diye.

- Herkes nerede acaba? Neden dükkanlar kapalı?

-- Burası turistik bir şehir abi. Bu saatte senin ne işi var sokakta. Git yat uyu. Buralar 10.00’dan önce hareketlenmez. Kimseyi bulamazsın bu saatte.

- Ama ben en azından ciğer kavurması yiyecektim ya da nohut dürümü.

-- Bu saatte bulamazsın buralarda. Olsa olsa Kalealtı’nda vardır. Bir iki dükkânda.

Netice bu!

Bakırcılar Çarşısı, Bedesten, Gaziler Caddesi, Kalealtı… Bildiğin memleketimin her güzel köşesi adeta sessizliğe bürünmüş durumda. Kırk yılın başında gelmişim, ciğer kavurması peşinden de nohut dürümü yiyeyim istedim ama, yok. Kapalı çünkü her yer.

Neyse ki; hemşerimin de yönlendirmesi ile Kalealtı’ndaki ciğer kebabı ile ünlü mekâna gittim. Harika bir dürüm yedim de gözlerimin feri açıldı.

Memleketimde en çok da yemek yemeyi özlemişim. 3.000 küsür yöresel tatların yanı sıra kebapları, ciğer kavurması, nohut dürümü… Hepsi birbirinden lezzetli. Hiçbir mekanda kötü bir yemek yemedim. Marka kebapçısı da aynı lezzette salaş mekanlardakiler de.

Kalealtı’nda ciğerci ustayı da denedim, hemen yanı başındaki kebapçıyı da. Sonra mesela Gaziler caddesindeki küçük dükkânda devleşen lezzete şahit oldum. Salaş ama tıklım tıklım. Fiyat desen, neredeyse büyükler ile yarı yarıya fark var.

Büyükler ile küçükler (salaş mekanlar) arasında adeta tatlı bir savaş var. Nedeni ise büyüklerin patron ustalarının birer fenomen olmaları ve kebapçı dünyasına yeni yeni icatlar çıkarmaları

Fenomen olmak fiyatlara da yansımış durumda. Büyük kebapçılarda 350 – 400 liraya yediğin kebabı, salaş ve en az onlar kadar el lezzeti olan kebapçılarda 150 lira.

Hele ciğer kavurması ve nohut dürümü!

Büyük kebapçılarda 150-200 liraya yediğin ciğer kavurması, salaş mekanlarda 80 – 100 lira arasında. Nohut dürümü de aynı şekilde büyüklerde 150 liraya kadar çıkarken, salaşlarda 60-70 liraya kadar yiyebiliyorsun. O kadar güzel ki.

Bir de ‘kesik’ krizi var büyük ile küçük kebapçılar arasında.

Kebapçılarda ana yemek (kebap, lahmacun vs.) öncesi verilen (talebe göre) yarım ciğer kavurmasına Kesik deniyor. Bu aslında fenomen kebapçıların uydurmasıymış. Ben salaş kebapçıların yalancısıyım. Salaş bir mekanda mesela ben bunu deneyimledim.

- Ustam günaydın. Kesik alabilir miyim?

-- Efendim

- Kesik kesik! Yarım ciğer kavurması yani

-- Bu fenomenler var ya! Kimisi koşar, kimisi şarkı söyler, kimisi bağ evinden bağlanır. Hep onların icadı bu. Kesik diye bir şey yok bizde kardeşim. İstersen dürüm verebilirim!

Buyur bakalım, savaşın ortasında buldum kendimi bildiğin. Bir şey de diyemedim. Aldım ciğer kavurmamı, afiyetle yedim.

Abartı bazen işi yolundan çıkarıyor demek ki. Özümüzü korusak yeterli ama, işte fenomen olma hevesi bazen ağzımızın tadını kaçırabiliyor